6 Mart 2012 Salı

GÖÇEBE- Stephenie MEYER

GÖÇEBE  , Stephenie MEYER 'in  Alacakaranlık Serisinden  sonra okuduğum kitabıdır.




Dünyamız görünmeyen bir düşman tarafından istila edilmişti. İnsanların bedenleri, bu istilacılar için sahiplik yaparken bedenler bir değişikliğe uğramamış gibi görünse de, zihinleri ele geçiriliyordu. Neredeyse herkes teslim olmuştu.

Geriye kalan vahşi birkaç insandan biri olan Melanie, yakalandığı zaman sonunun geldiğine inanır. Göçebe, Melanie'nin bedenini alan ruh, yetkililer tarafından bir insan bedeninin içinde yaşarken karşılaşabileceği zorluklar hakkında uyarılmıştır: Baskın duygular, hislerin yoğunluğu, çok canlı olabilen anılar Ama Göçebe'nin beklemediği bir zorluk vardır: Bedeninin önceki sakini zihninden vazgeçmeyi reddeder.

Göçebe, Melanie'nin düşüncelerinin derinlerine inerek geri kalan insanların nerde olduğunu öğrenmeye çalışır. Ama Melanie'nin zihninde tek görebildiği, sevdiği adamın, hâlâ saklanan bir insan olan Jared'ın hayalidir. Bedeninin arzularına direnemeyen Göçebe, yakalamak zorunda olduğu bu adama karşı özlem duymaya başlar. Dış güçler, Göçebe ve Melanie'yi, aslında istemeseler de, ortak bir hedefte birleştirir ve birlikte sevdikleri adamı bulmak için tehlikeli ve sonu belli olmayan bir macera için yola koyulurlar.

Zamanımızın en çok ilgi uyandıran yazarlarından biri olan Stephenie Meyer, aşkın direnci ve insan olmanın asıl anlamını anlatan, unutulmaz ve heyecan dolu bir romanla yine sizlerle beraber.




Göçebe ve Melanie yalnız değillerdi.
ben vardım bir de ..

hani okuduğunuz kitabın içindesinizdir ya , roman kahramanı ile bütünleşirsiniz.
burada iki kişi vardı beni yanlarına kabul etmeleri zor oldu :)

iyi ki oradaydım ..Ian mı Jared mi derseniz ? bir düşünelim bakalım derim ;)






Sen Kimsin

Pazartesinin dayanılmaz çekiciliği , İrem'İn iş yerimize gelmesi ile daha bir şenlendi .Nedendir bilinmez anne babanın iş yeri hep cazip gelir çocuklara.Ben küçükken de böyleydi, annem ve babam sınıf öğretmeni olmalarına rağmen..sıralardan diğer sıralara..
Mesai bittiğinde arkadaşlarımızın da katılımı ile sinemaya gittik.Sen Kimsin'i izledik , Tolga Çevik kendine has tarzı ile iyi iş çıkartmış.Son zamanlarda ekranda görünmeyen Köksal Engür, Toprak Sergen, Pelin Körmükçü de rollerinin hakkını vermişler.İlk yarı da eğlenceliydi fakat ikinci yarı gülmeden geçirdiğimiz bir sahne olmadı denebilir.İrem çok eğlendi.Dedektifin sakarlıkları yok artık diyeceğimiz cinsten, İsmail abi 'nin katıldığı diyaloglar ise tatlı bir nasıl yani 'lere dönüşüyor :)
Konusu şöyle ;
Tekin (Tolga Çevik) ve emekli trafik polisi yardımcısı İsmail Abi (Köksal Engür), kaybolan bir kızı bulmak için, hayatları pahasına her türlü tehlikeyi göze alır. Sıradan bir kayıp kız vakasının peşinde başlayan hikaye, hesaplaşmaların, oyun içinde oyunların geliştiği bir maceraya dönüşür. Kim masum, kim suçlu birbirine karışır. Hafiyelerimizin tek bir hatası vardır, o da kendi yöntemlerini kullanmak!Tolga Çevik'in başrolünü üstlendiği 'Hayırdır Tekin!' filminde, Köksal Engür, Toprak Sergen, Pelin Körmükçü ve Zeynep Özder rol alıyor.Yönetmen: Ozan Açıktan.
 BKM filmin yapımcılığını üstlendiği filmin senaryosunu Tolga Çevik, Levent Pala ve Ozan Açıktan yazdı.








Bu filmin üzerine Son izlenir mi ? izlendi bile.Olaylar  biraz çözülmeye başladı, bazen bu kadar gizemli değil belki de herşey çok net diye düşünüyorum.


Üzerine Klon okunur mu , o da oldu , okundu .. sonra çeşit çeşit rüyalar tabii.. Neyse yeni bir gün ve buradayız işte..

1 Mart 2012 Perşembe

Bir Gün -David Nicholls



Aşk bazen sandığınızdan daha yakındadır 

Yıllardan 1988, günlerden 15 Temmuzdur ve DEXTER ile EMMA henüz tanışmıştır. Ama birlikte geçirdikleri tek bir gün, sürekli birbirlerini düşünmelerine yetmiştir. 


Yirmi yıl boyunca devam eden inişli çıkışlı ilişkileri devam eder. Arkadaşlık adını verdikleri aralarında gelişen bu bağ aşktır aslında.Zaman içinde değişik yollardan geçerler, iş hayatında ve ilişkilerinde farklı dünyalarda yaşarlar.Ama aralarındaki bağ kopmaz.Sonunda ayrı kalamayacaklarını anlarlar , birlikte ve mutludurlar ta ki o güne kadar..

Bu kitabı okuyalı epey zaman geçti, dün akşam televizyonda filmine rastladım , gecenin bir vakti izlemesem olmaz dedim.
Kitaplardan uyarlanan filmler hayal kırıklığı yaşatır ya çoğunlukla, ben bu kez onu hissetmedim ve çok başarılı buldum.Seneler önce kitaptan aldığım hazzın benzerini aldım dün akşam.O duyguyu hissettirdi bana.
Bir Gün , insanı sarsan yarın hiç olmayacakmış gibi yaşamaya iten güzel bir kitap.Sonrasında filmini de izleyin pişman olmayacaksınız ;)







29 Şubat 2012 Çarşamba

Yağmur Akşamları-Selim İLERİ

Kitabın arka kapağından ;


Birçok gece vardır ki, eve kendi kendime döndüm. Hayata kendi kendime dönmeye çalışarak. İnsanlara iyi şeyler yazmaya çalıştım, iyi sözler. Kendi kendimeyken. Kendi başıma bir şeyler yazmak ve yapmaktı hepsi, belki, bir gün başkalarının acısını dile getirebilirim, yapraklar havuzda yansı, yemyeşil, solgun yeşil, çok özlenmiş uyku… ölüm uykusu, ölüme götüren uyku.
Öykücülüğümüzün dönemeçlerinden birini oluşturan Selim İleri, Yağmur Akşamları adlı yeni öykü kitabıyla bir kez daha okurlarına kendi yazı evreninin kapılarını aralıyor. Tüm yaşamların içinde biriken tortuların, tozun, toprağın, ağırlığın arasından, bizleri hayata hapseden her şeyin içinden sıyrılıp gelen öyküler bunlar…
Yıllardır bir kenara bırakılan, iz bırakmadığı sanılıp unutulmuş hesapların apansız birer baskını… Doğu’nun ve Batı’nın alet edildiği karanlık siyasetler arasında yolunu arayan yapayalnız bireyler… Yürek burkan hesaplaşmalar: Yağmur Akşamları.
Günün, gündelik değerlerin değil, tüm günlerin yazarı Selim İleri’den gerçek edebiyat tutkunları için…


Selim İleri sekiz öyküden oluşan bu kitabında kendisini, Türk edebiyatını, yazarlık kavramını işlemiş.Her öykü kendi içinde alıp sarsıyor sizi.Bende mideme kramplar sokan ,sancılar çektiren cümlelerin yaratıcısı Selim İleri'ye  daha bir hayranlık uyandırdı .
Özellikle Yağmur Akşamları başlıklı öyküde, Lale Dilek kimdir ? sorusu takılıp kalıyor düşüncelerimize.Selçuk Baran 'mış adı geçen kişi.

28 Şubat 2012 Salı

Soğuk bir İzmir sabahından günaydın.

Soğuk, çok soğuk..ben üşüyorum , üşümelerim hiç bitmedi bu kış.Cemre düşmüştü hani , bahar gelecekti ? bu yıl Cemre yanlış adreslere mi düştü acaba, toprak-su-hava yerine tahta mesela ?
Tamam şubattayız tam kışın ortasında , ama İzmir  'de alışık değiliz bunca üşümeye ..
Bahar gelemedi , doğa canlanamadı , içim de durgun, yapacağım işleri hep erteliyorum.Kitaplarım elimde yarım, işleri şöyle bir kalkışıp bitiremiyorum, izlemek istediğim filmler var adını unuttuğum..
Bu yarım yaşamak , unutkanlık,ertelemelerden kurtulup silkelenmek istiyorum ..
Cemreye haber salınsın, tez zamanda bana uğrasın..

İyi bir gün olsun.

Blog sayfamda çok yakında,  her güne bir yazar ve okuduğum kitapları diye düşündüm.Sonra da okuduğum kitaplardan mı yola çıksam dedim yazarı ve aldığı yorumları yazsam ?? bilemedim şimdi..

Neyse  kendimi tamamlamaya başladığımda bu konu netleşir nasılsa.

27 Şubat 2012 Pazartesi

haftasonundan notlar..

Bir hafta sonu daha geldi ve geçti bile.Cumartesi sabahı İrem kursa gidince evi havalandırdım,temizlik, çamaşır,yemek işlerimi bitirdikten sonra İrem'i almak için çıktım.Hava çok güzeldi.Kızımla eve döndük , fırında  bekleyen klasiğimiz ıspanaklı böreğimiz pişti.Annem ve Deniz geldiler .Deniz kızkardeşimin oğlu , bizim paşamız o :)
Öğleden sonra İrem ve ben hazırlanıp arkadaşalarla  buluşmak üzere çıktık.Konak Kızlarağası 'nda gezdik.Esin'in dersane çıkışına gelen Esin'in eşi Rıza ve Mustafacım da bize katıldı.Selcan ve Melis'in de katılımı ile ekip tamamdı.Yemekler yenildi, erkekler yol edildi.Ardından aradığımız ametist taşını bulabilmek için doğal taş satan dükkanlara girdik çıktık , aradığımız koyu mor bir parça idi :) Sonunda aradıklarımızı bulduk .


hepimizin böyle birer parça taşı oldu.Yeri gelmişken ; Ametist nedir, faydaları nelerdir ;


Mor yakut veya mor necefte denir. Ametist çok güçlü enerjiye sahip taşlardan biridir ve çok güzel bir görsele sahip olduğu içinde en çok tercih edilen taşlardandır.

Ametist ismi yunanca amethystos yani sarhoş olmayan, sarhoşluktan koruyan demektir. Eskiden özellikle Yunanistan’da insanlar içki içtikten sonra sarhoş olmamak için bu taşı yanlarında taşırlarmış. 17.yy da kıymetli mobilyalar ve ev eşyaları ametistle süslenirdi.


Ametistin faydaları:
Vücuttaki fazla ve atık sayılabilecek lüzumsuz elektriği kendine toplayarak vücut direncini ve gücünü arttırır. En bilinen özelliği vücuttaki veya bulunduğu mekandaki negatif enerjiyi pozitif enerjiye çevirmesidir. Yaydığı enerjiden dolayı sürekli taşınmasında fayda vardır. Çünkü sinir sistemini etkilediğinden dolayı stres ve zihinsel yorgunluğa iyi gelir böylece zinde kalınmaya faydalı olur. Huzur taşıda denir. Hafıza gücünü harekete geçirir bu nedenle sınava girecek öğrencilere özellikle tavsiye ettiğimiz taşlardan biridir. Uykusuzluğa uyuşukluğa iyi gelir.
Yatarken yastığın altına koyarak uykusuzluk problemi giderilir. Alkoliklere iyi gelir. Gözlerin dinlendirilmesi için de faydalıdır. Ametist cilt içinde faydalıdır. Cildi sıkılaştırır, özellikle suyuyla yıkanan ciltteki bazı leke ve noktalar giderilebilir. Migren içinde tavsiye ettiğimiz taşlardan biridir. Tüm bunların yanında alerji, baş ve kalp ağrıları ve rahatsızlıklarına karşı iyi gelen taşlardan biridir.

Kemeraltı'nda Kızlarağası Hanı civarına gidip kahve içmeden dönülmez.




Pazar sabahı geç kalkmanın keyfiyle -  ki belirteyim her sabah 06,30 gibi uyanmaya alışık bünyeler için 09,30 geç bir saat oluyor - yaptık kahvaltımızı .İrem ve Mustafa doğa gezisine çıktılar.Evimizin önü yol geçecek olan bir arazi boşluğu, orada  doğal taşları kırıyorlar iki seferdir.Toplayıp geldikleri parçaları yıkıyorlar , kuruyunca da  balkonda verniklediler onları.Bekliyoruz bakalım nasıl bir şeyler çıkacak ortaya :)

Öğleden sonra evden çıktık , önce Forum D&R a uğradık.Geçen hafta İrem'e aldığımız kitapta basım hataları vardı , sayfaları eksikti, onu değiştirdik oradan  Pınarbaşı'na halamızın yanına geçtik.Hava pusluydu ama günümüz keyifli geçti.

Akşam İrem uyuduktan sonra Umutsuz Ev Kadınları ve Behzat Ç. ile güne noktayı koymuş oldum.

24 Şubat 2012 Cuma

bir film..

Dün akşam bu filmi izledik, beğendik..




Zor Tercih (The End of The Affair)


Sarah Miles, kocası Çavuş Henry tarafından verilen bir partide yazar Maurice Bendrix'e aşık olur. İkili kısa bir süre içinde kendilerini yasak bir ilişkinin cinsel cazibesine kaptırırlar. Londra'nın bombalandığı günlerde Bendrix'in evine isabet eden bir bomba çifti yatakta yakalar. Bendrix ölümden döner. Sarah sevgilisine haber vermeksizin, ilişkisine sürpriz bir şekilde son verir. Bendrix artık terk edilmiş biridir. İki yıl sonra, 1946 yılında, yağmurlu bir günde Bendrix tesadüfen Henry ile karşılaşır. Bendrix, Sarah'a olan aşkını hatırlar ve yeniden ona dönmenin yollarını arar. Bir süre sonra onun hayatına yeniden girmeye başarır. Aniden biten eski aşkı tekrar gündeme gelir. Ama bu sefer aşkının neden aniden bittiğini öğrenebilecektir.



bu tepsiler bir harika !



çok güzel bir çekiliş ben çok beğendim haydi  bir tıkla


bugün cuma

Cuma günlerini çok seviyorum , herkes gibi, özellikle akşamlarını . Ertesi gün kursumuz olsa da cuma akşamları istediğimiz saatte yatıyoruz ve tam ev keyfi yapıyoruz.Ailece izlenen Yalan Dünya 'nın yanında sohbetlerimiz, atıştırmalıklarımız eksik olmuyor.
Ancak dün yeniden başlattığım diyet programım sebebi ile öyle her gördüğümden yiyemem artık.Meyve neyime yetmiyor ki ;)
Haftasonları ise kursumuzun ardından yapılan programlarla dolu dolu geçiyor. İrem bugün ödevlerini bitirirse daha da rahat geziyoruz.
Çevremde herkes kıştan sıkılmış, baharın gelmesini bekliyor , biz de sıkıldık artık bahar ardından yaz gelsin istiyoruz.
Cumartesi günü Konak Kızlarağası Hanı 'nda  anlamlı ,değerli taşları görüp belki de uygun olanlarından seçme planımız var.Esin,Selcan,Melis ve ben, İrem'i de götüreceğim . Kahvesi meşhurdur bilmeyenler için söylemeliyim, ayrıca sahafları araştıracağım o bölgedeki. Yarın ki program bu yönde.Pazar günü havanın durumuna bağlı olarak gezeriz, çiçekler açsın ve biz uçuç böceklerini arayalım otların arasında istiyorum .
Herkese iyi haftasonları dilerim.

İzmir Kukla Günleri


         İzmir’de bu yıl 6’ncısı düzenlenen İzmir Kukla Günleri Festivali, 1-25 Mart tarihleri arasında kutlanacak. 16 ülkeden 30 kukla tiyatrosu grubu, 36 ayrı oyunu 35 salonda 132 gösteriyle 35 bine yakın seyirciyle buluşturacak.Bu yıl festivale yine dünyanın birçok ünlü kuklacısı gelecek. Türkiye’de ilk kez gösteri yapacak olan ünlü kukla sanatçılarından Neville Tranter, “Punch ve Judy Afganistan da” isimli politik güldürüsünü sunacak.Festival Direktörü Selçuk Dinçer, geçen yıl Avrupa’nın ikinci en büyük kukla festivalini gerçekleştirdiklerini hatırlattı, “Amacımız, İzmir’i dünyanın en önemli kukla merkezlerinden biri yapmak” dedi.
Etkinliğe bu yıl Almanya, ABD, Arjantin, Avusturya, Bulgaristan, Danimarka, Fransa, Hollanda, İspanya, İsveç, İtalya, Japonya, Kanada, Kazakistan, Rusya ve Türkiye’den kukla sanatçıları ile tiyatrolar katılacak.
Sergi, konferans, yarışma
Gösterilerin yanı sıra sergiler, konferanslar da gerçekleştirilecek. Ünver Oral’ın koleksiyonunda yer alan “Kukla Afişleri Sergisi” Bornova Uğur Mumcu Kültür Merkezi’nde, İzmirli genç fotoğrafçıların çektiği fotoğraflardan oluşan “Fotoğrafçı Gözüyle Kukla” sergisi ise Fransız Kültür Merkezi’nde açılacak.
İzmir Kukla Günleri kapsamında bu yıl dördüncüsü düzenlenen ve kent genelinden 24 ilkoğretim okulunun katılacağı Forum Bornova Kukla Oyunu Yarışması 17-18 Mart arasında yapılacak.


Kızımla mutlaka izler,katılırız Forum'da , duyduğunda çok sevinecek.


Milliyet'ten ..