23 Şubat 2012 Perşembe

Gündem'den kısa kısa...

Sabah ilk işim gazete haberlerine bakmak oluyor.İyi haberler görmek istiyorum ama  maalesef hayat hepimiz için aynı  adımlarla gitmiyor, aksilikler, yanlışlıklar,yalanlar , cinayetler, kötü siyaset , kötü aile v.s bunun sonu yok.
İlgimi çeken  , bu hayat yaşamaya değer dedirten haberler de oluyor tabii.Önce milliyeti sonra hürriyet ve yazarlar kısmını okuyorum diğer gazete başlıklarına da bakmadan geçmiyorum, vatan kitap özellikle uğrak yerim.
Sözü uzatmadan bugünden kısa kısa;

* Can Bonomo 'nun  Eurovision 'da yarışacağı şarkı belli oldu : Love Me Back
eleştirmenlerden iyi not almış, dinledim , hoş,eğlenceli, bir daha dinlemek isteyeceğim bir şarkı değil gibi , belki kulağımız alışır dinleriz.

* Adriana Lima Mavi Jeans'in yeni yüzü olmuş  , İstanbul'a geleceği için çok mutluymuş  , ah bir ben gidemedim uzun süredir İstanbul'a :)

*Hakan Şükür , ben sana ne desem, " abilerim bilir " dediğin siyaseti onlara bıraksaydın da sen futbolcuydun öyle kalsaydın ...

* ’Brit Awards’ ödül  töreninde, İngiliz şarkıcı    Adele , en iyi kadın şarkıcı ve yılın en iyi albümü ödüllerinin sahibi oldu.  Brit Müzik Ödülleri’nde ödül alan isimler şöyle:

En iyi kadın şarkıcı: Adele
En iyi albüm: Adele
En iyi erkek şarkıcı: Ed Sheeran
En iyi çıkış yapan İngiliz şarkıcı: Ed Sheeran
En iyi müzik grubu: Cold Play
En iyi uluslararası kadın şarkıcı: Rihanna
En iyi uluslararası erkek şarkıcı: Bruno Mars
En iyi uluslararası müzik grubu: Foo Fighters
En iyi uluslararası çıkış yapan şarkıcı: Lana Del Rey

*Ferzan Özpetek 'in " Sonra Ağlayacağım " film fragmanını izledim, Cem Yılmaz hayalet görüntüsü ile çok hoştu , bıyıklı hayalet :)





 

22 Şubat 2012 Çarşamba

Dost yanı

Ayşe ile Alin's cafede buluştuk.Sohbetin tadına doyum olmadı :) pizzalarımıza bira , seslerimize ılık İzmir havası
eşlik etti.
Ruhuma iyi geldin Ayşe , yine yapalım hep yapalım .


Ordan burdan, dizilerden , günden..



Saatler geçmek bilmiyor , bu akşam iş çıkışı arkadaşım Ayşe ile Alsancak’ta buluşacağız.Dün akşam ona kitap seçtim .Umarım beğenir, kendim okuyacak kadar heyecanlıyım .

Öyle Bir Geçer Zaman ki  dizisi için baydı artık diyorlar ama ben elimde bir kadeh şarap , arkadaşlarımla facebook ‘ta yazışarak keyifle izledim dün ki bölümünü.Mete ‘nin her bakışı anlamlı , her olayında ağlıyor buluyorum kendimi.Ali Kaptan da keza..

Bu akşam  iki dizi birden var takip ettiğim .Kuzey , Güney  ve Muhteşem Yüzyıl  .Aslında Muhteşem Yüzyıl’ı bu sezon izlemeye başladım , okuduğum Hürrem kitabıyla çok uyuşmadığı için ilgimi çekmemişti.Tarihle ve gerçeklerle hangisi uyuşuyor onu da net bilmiyorum gerçi.

Mehmet Günsur  ve Melisa Sözen  favori oyuncularımdır  , şimdi daha sıkı takipçisiyim dizinin.
Kuzey ,Güney’e gelirsek,  son birkaç bölümdür heyecan arttı, Sİmay ‘a herkes gıcık .Ama izleyeni de çok , bakalım neler olacak.Kıvanç Tatlıtuğ için fazla söze gerek yok, diğer oyuncular da çok iyi hele Zerrin Tekindor  diziyi izleme sebebimdir . 

Sinan Akyüz-Piruze




Şam'da bir Türk gelini Piruze.
Sinan Akyüz basit bir dille yazmış, okuması kolay, akıcı bir kitap. Kitabın kahramanı olan Piruze bir diplomatın kızı ve büyüyene kadar yaşadığı yerlere uyum sağlamak zorunda kalıyor .Londra'dan ayrılmak istemiyor, Şam'a tayinleri çıktığında , oraya alışmakta da zorluk çekiyor.Ta ki Wassim ile tanışana dek..
Wassim ile Piruze aşık olur , evlenirler , Piruze'nin babasının tüm itirazlarına rağmen.İlk yıllar mutluluk içinde geçiyor , ilk çocukları Amer dünyaya gelince anneliği de yaşıyor Piruze.İkinci oğulları İmad doğmadan Wassim'in babasının ölümü ile herşey ters gitmeye başlar.Wassim'in annesinin yanına taşınıp ailesi ile yaşamaya başlarlar .Üçüncü çocukları da dünyaya gelir ama Piruze için hayat çekilmez haldedir.Wassim'in ve ailesinin şiddet dolu davranışları  onu mutsuzlukla birlikte  bir çıkmaza sürükler.Üzerine Wassim'in onu uzun süredir aldattığını öğrenen Piruze kaçış yollarını aramaya başlar.Uzun ,sancılı bir süreçtir bu ve Piruze çocuklarını geride bırakarak kaçmak zorunda kalır.21 yıl çocuklarından haber alamaz, Şam'a gider çocuklarını görmeye yine şiddet görür.
Tesadüf eseri Amer ve kız arkadaşı ile karşılaşır yıllar sonra..

Konu sürükleyici, acıtan yanları da var .Kitabı zevkle okudum ancak sonu hızlandırılmış gibi geldi bana, birkaç sayfaya sıkıştırılmış, duygudan yoksundu , maalesef sonunu pek beğenmedim.Ama genel olarak okunabilir buldum.

21 Şubat 2012 Salı

Çekiliş Zamanı


Pembe Kabuk arkadaşımız çok güzel bir etkinlik başlatmış  .Hediye çekilişi için ;
tıklayın
29 şubata kadar vaktiniz var acele edin ;)




günün konuğu

Bu sabah serviste bir öykü okudum ,Dünyanın Öyküsü adlı dergiden."Müze Memuru Mithat'la Şişman Ayten" yazarı Atilla Dorsay idi.Sinema eleştirileri ve köşe yazılarını saymazsak  daha önce yazılarından okumamıştım.
Sabah  güneşinin parlaklığında  bir öykü ile bana eşlik eden Atilla Dorsay oldu .

Atilla Dorsay  kimdir ;
Türk sinema eleştirmeni, yazar, gazeteci, mimar.
1964 yılında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Mimarlık bölümünden mezun olan Dorsay, iki yıl sonra Cumhuriyet gazetesinde sinema üzerine yazmaya başladı ve sonra bunu asıl meslek olarak seçti. Cumhuriyet’te 27 yıl sürekli yazdıktan sonra Milliyet ve Yeni Yüzyıl’da yazdı. En son olarak Sabah'ta yazmaya başladı.
Sinema dışında yemek kültürü, şehircilik ve yaşam kültürü üzerine yazılar yazarak kitaplaştırdı. İKSV yürütme kurulu ve Siyad kurucu üyesi ve onursal başkanı olan Atilla Dorsay, aynı zamanda müzikle de ilgilenmektedir. 1985'ten bu yana TRT 2'de sinema üzerine programlar yapan Dorsay, ayrıca dokuz yıl boyunca (1995'e kadar) TRT Radyo 3’te müzik programları yaptı. Son olarak atv'de yayınlanan Yaşamdan Dakikalar adlı programda yer almaktadır.
Çeşitli festival ve yarışmalarda jüri üyeliği yapan yazar, FIPRESCI - Uluslararası Sinema Yazarları Federasyonu’nun Türkiye temsilcisidir. 1979'da çevrilen Vatandaş Rıza adlı bir de film senaryosu yazmış olup, sadece Yeşilçam değil, dünya sinemalarını da yakından izlemektedir. Bugüne kadar 45 kitap yazmıştır.
Sinema eleştirmenliğine başlayışını Can Dündar'la röportajında şöyle anlatır: "Türk sineması da 60'ların sonlarında büyük bir atılım halindeydi. Lütfü Akad en güzel filmlerini yapıyordu. Yılmaz Güney olayı Seyit Han filmiyle patlak vermişti ve ben de büyük heyecan içindeydim. Ve 1970 yılı gelip çatıp Umut filmi bomba gibi patlayınca, gazete yöneticileriyle konuştum ve ben de Türk sineması hakkında yazmaya başladım. Ve Yılmaz Güney'in filmleriyle birlikte Türk sineması eleştirmenliğine de soyundum ve bu o zamandan beri aksamadan devam etti. Öyle ki, 70'li yıllarda yazdığını yazılar, biraz da 'Umut' filminden yola çıkarak "sinemamızın umut yılları" adıyla kitaplaştı"
Kaynak:Vikipedi  

19 Şubat 2012 Pazar

bir pazar

Güne güzel bir kahvaltı ile başlamak ..işte pazar keyfi diye buna denir ;) kahvaltı sonrası aldığım doping ile çamaşır,ütü,yemek,evi toparlama işlerine kendimi adamak üzere güç topluyorum şu an.İrem coğrafya atlası elinde Türkiye ve dünya keşfinde :)
İşlerimi çok çabuk halledip biraz da film ve dergi keyfi yapmak istiyorum.,
Arkadaşım Ayşe için kitap seçimi yapacağım kitaplıktan ,günün en zevkli işi ;) ellerim kitaplarda kokusunu içime çekip ohhhh araya bir de kek kokusu karştırırım :))





keyifli  bir pazar olsun dilerim.

18 Şubat 2012 Cumartesi

anneler ve kızları

Bu sabah İrem kurstaydı ve ben hızlıca evi toparladım .İrem'i beklerken araya ıspanaklı börek sıkıştırdım :) Ardından kızımla yola düştük.Özgül ve kızı Zeynep ile Ege Park'ta buluştuk Mavişehir'de , yemekler yenildi , sergi gezildi, alışverişler yapıldı , en son tatlılar yenilirken kızlar bu gece bizim onlarda yatıya kalmamızda karar kıldılar...
Neyse ki bir akşam yemeğine de anlaştık :) çok güzel vakit geçiriyoruz birlikte .
Sergi , Özgül'ün de eserlerinin bulunduğu hobi çalışmaları ürünü idi.Çok güzel çalışmalar vardı , beğendim, ellerine sağlık herkesin.
D&R da aradığım dergiyi buldum "Dünyanın Öyküsü" hemen okumaya başlayacağım.İrem de seçti hemen okuduğu serinin 3.kitabıymış.
English Home 'dan da peçetelik ve lavanta koku kesemizi de aldık oh alışveriş salgılarımız da  tavan yapmadan ayrıldık oradan ..
Özgül ve eserler

Zeynep-İrem kum boyama

İrem'in kokoş halleri

günün böreği
mutluluk
Haftasonlarını seviyorum , arkadaşlarımla vakit geçirmeye bayılıyorum :)

17 Şubat 2012 Cuma

uzun bir aranın ardından




Uzunca bir ara vermişim blog yazılarıma , neyse bugün buradayım .Paylaşılacak çok şey var güne dair, geleceğe dair.Kar yağışı bekleniyordu "  İzmir de bile "  ile başlayan cümleler yarım kaldı , hava açık , güneş bile gösteriyor yüzünü bazen ..
Dün akşam Muhabbet Kralı'nın konukları kadın blog yazarları idi, keyifli bir sohbetti , İzmir'den telefon bağlantısı ile katılan bir  izleyicinin önerisi daha da güzeldi ; yeni yazarları da konuk etmelisiniz, onlar da seslerini duyurmalılar dedi .Okan Bayulgen de bu öneriye teşekkür etti ve içindekileri de döktü.
Agatha Christie  " Briç Masasında Cinayet " kitbının sonlarına gelmiştim, bir yandan onu da heyecanla okudum , olay çözüldü rahat bir uyku çektim.
Diğer yandan okuduğum Yağmur Akşamları 'na devam ediyorum , Selim İleri 'nin öykülerinde içimi sızlatan, mideme kramp sokan bir yan var, kötü birşey değil aksine aşık olduğunuzda tariflenen bir mide krampı vardır ya buna benzer bir his yaşıyorum ..
Diziler tüm akşamlarımı doldurdu , şikayetçi değilim ama bir de eşime sormak gerek :) Bu akşam ailece yalan dünya izliyoruz .. Gülse Birsel  hayatımıza yeni bir renk katmayı başardı şu sıra...
İrem ile dolu dolu bir haftasonu geçirmenin heyecanı ile bu arada tabii reiki ödevlerimi de sevgi ile yaptığımı da satırlarıma sığdırıp şimdilik bu kadar diyorum ..
O kadar açım ki yazmaya her an geri gelebilirim :))

16 Mart 2011 Çarşamba

okumak istediklerim..

Bugün canım sıkıldıkça kitap siteleride dolaştım..

Okumak istediklerim diye bir liste yaptım ;
Zülfü Livaneli - Serenad

Emma Donoghue - Oda

Nedim Gürsel - Şeytan,Melek ve Komünist

Can Dündar - Lüsyen

Paulo Coelho - Elif

Canan Tan - İz

Chris Cleave - Kundakçı

John T.Hawks - Yolcu