23 Mart 2012 Cuma

weblog sözlük

weblog sözlük ile bu sabah tanıştım.
Blok arkadaşlarım yeni paylaşımlarla buradayız.

http://weblog.sozlukspot.com/

bir çekiliş haberi

Mavi Umut  arkadaşımızdan güzel bir çekiliş haberi  , işte burada

hemen katılıyorum , hediyeler pek güzel :)

21 Mart 2012 Çarşamba

Ben ..

                        Bu sabah baktım  içim kıpır kıpır...Bahar çocuğuyum ya illa sabah neşesi olurum, otların , bitkilerin kokusunu çekerim içime , gözlerimi kapatır kuş seslerini dinlerim,sonra şehrin gürültüsü karışır adımlarıma koşarım. 


Eşimle aynı işyerinde olmanın keyfi ile  , koluna girer  , en güzel sabah  neşemi onunla paylaşırım.

Serviste önce arkadaşlarımı selamlar sonra dışarıdaki koşuşturmaya dalarım.Her sabah durakta gördüğüm insanlara tebessüm etmek gelir içimden utanır , kitabıma gömülürüm.Kahramanı her kimse ona bürünür tüm dünyayı o az önce içinde olduğum karmaşayı unuturum , görmem, duymam , yeni bir dünyaya akarım.

Zaman az gelir  daralırım..

Sonrası gerçek hayat , gerçek  yazışmalar , gerçek hesaplar..

                        Öğleyi iple çeker  kitaptaki mekanlara geçmek için fırsat kollarım .Gün içinde sıklıkla kızımı düşler onunla paylaştığım düşler kurarım.Çocuk neşesi, gönlümün  eğlencesi oluverir  öğleden sonraları ..

İş çıkışları baharsa gün kararmamış olur ki bu en sevdiğim anlardır.Kuşlar evlerine dönmüş birbirleriyle koyu bir sohbete dalmışlar gibi cıvıldarlar.Birbirlerini dinlemezler mi hiç? bilinmez.İnsanlar birbirini dinler mi peki , dinler de anlar mı ? Derin düşüncelere dalmadan yine kitapta buluşma noktasındayımdır .

                       Günün en güzel saatleri yaklaşır , kızımla  gün sohbetleri yaparız.Başımızdan geçenleri paylaşmak için yarışırız , seslerimiz birbirine karışmış ve yükselmişken  , geleceğe hazır  anılarımız çoğalır .Kızımın bakışını,gülüşünü aklıma kazır  , onun  dünyam  olduğunu düşünür  sınırlarını  keşfe çıkarım.

                       Uyku  çemberine aldığında  onu , iyi düşler diler öper çıkarım yanından.Çeşitli rüyaların kollarında bebeğim , yarın bir boy daha büyüyecek diye  heyecanlanırım.Eşim ki her daim sevdiğim , sevgilimle  geçmişten gelecekten söz eder  kendimi tanırım  ve her akşam  onunla  aynı yastığı paylaştığım için şükrederim  aşkıma ..

                      Gece  tüm karanlığı ile çöktüğünde omuzlarıma beni ararsanız  ya izlediğim filmin içinde bir yerlerdeyimdir ya okuduğum kitapta , elimde  şarap  kalbimde huzur ...

                      Sonrası sabah neşesi kıvamına gelecek olan deliksiz uykumdur.Gözlerimi kaparım.
Gözlerimi bir daha hiç açamayacak olduğum ana kadar yaşayacağım her ne varsa doyasıya yaşamaktır tüm dileğim o anda.. 
  

20 Mart 2012 Salı

Uyuyana Kadar - S.J WATSON




Anıların sana kim olduğunu söyler.
Ya her akşam uyuduğunda anıların kayboluyorsa?
Adını, kimliğini, geçmişini, hatta sevdiğin insanları, hepsini
bir gecede unutuyorsan,
Ve güvendiğin tek insan sana gerçeğin tamamını anlatmıyorsa…
Christine’nin hayatına hoş geldin.

Romanın yazarı  S.J Watson 2009’da Faber Akademisi’nde,  bizim deyimimizle yaratıcı yazarlık kursuna katılıyor. Sonrasında ise 42 ülkede satılan ve övgüler alan ‘’Uyuyana Kadar’’  ortaya çıkıyor. Wall Street Journal’ın 2011′in en iyi kitap listesinde yer alan roman, yayıncılık dünyasının en prestijli ödüllerinden Galaxy Ulusal Kitap Ödüllerinde en iyi polisiye-gerilim kitabı ödülünü ve İngiliz Polisiye Yazarları Derneği (CWA) John Creasey Hançer Ödülü’nü kazanmış.

Uyuyana Kadar , Doğan Kitap'tan yayınınlandı , tanıtımları çok çekiciydi, okuyan arkadaşlarımdan olumlu yorumlar aldım.Kitaplığımdaydı ,okumak için sabırsızlanıyordum.Beklentilerim boşa çıkmadı ,tam bir psikolojik gerilim.Gerilmedim okurken , sıkılmadım , heyecanlandım kendimi Christine yerine koyduğum zamanlar oldu.Sevdilerimle yaşadığım mutlu anların tadını çıkarttım, olur ya hatırlamazsam diye ;)

Konu detayına girmeden kısaca ; kitapta amnezi yani hafıza kaybı yaşayan bir kadın her sabah yirmili yaşlarına dönerek güne  başlıyor .Yabancı bir adamın yanında açıyor gözlerini , her günü aynı endişe ve öğrenme isteği ile geçiyor.Dr.Nash  yardımcı oluyor  Christine ' e ,günlük tutmasını öneriyor , yazdıkları sayesinde kendisini tanımaya başlayan kahramanımızın anıları canlanıyor .Bu şekilde sona yaklaştıkça kitabı elinizden bırakamıyorsunuz.
Kitapta her günün  aynı olmasına rağmen  tekrara yol açmaması akıcılığını gösteriyor bize.Kurgu da anlatımda güzel.
Sonunu tahmin edemedim bitene dek ve tempo hiç düşmedi .
Okuması zevkli  ,önerebileceğim bir kitaptı.

16 Mart 2012 Cuma

Black Swan -Siyah Kuğu



İzlemekte geç kaldığım filmlerden biriydi.Dün akşam muhteşem bir sinema şöleni oldu benim için.Natalie Portman  harikaydı, performansı göz doldurucu idi.İyilik de kötülük de barındırabilen bakışlarıyla ,siyah mı beyaz mı dedirtiyor hem kendisine hem izleyiciye.. 
Konusu filmin tanıtımında , kesinlikle izlenmeli..












Yönetmen:
Darren Aronofsky

Oyuncular:
Natalie Portman, Winona Ryder, Mila Kunis, Vincent Cassel,  

Senaryo:
Darren Aronofsky, Andres Heinz, John Mclaughlin, Mark Heyman


Nina (Portman), New York’ta yaşayan çok yetenekli bir balerindir ve hayatında çoğu balerin için de olduğu gibi dansetmekten başka bir şey yoktur. Eski bir balerin olan ve bu konuda çok hırslı olan annesi Erica (Hershey) ile yaşamaktadır. Oyun yönetmeni Thomas Leroy (Cassel) KUĞU GÖLÜ’nün baş balerini Beth MacIntyre (Ryder) yeni sezonda değiştrimeye karar verir ve ilk tercihi de Nina’dır. Balenin saf ve zarif Beyaz Kuğu ile şehvetin temsilcisi Siyah Kuğuyu aynı anda canlandırabilecek birine ihtiyacı vardır. Fakat Nina’yı bekleyen bir yeni bir rakip vardır, ve o da Leroy’u etkilemeyi başarmıştır. Nina Beyaz Kuğu rolüne her ne kadar uysa da Lily de Siyah Kuğu’nun tam karşılığıdır. İki genç dansçı arasındaki rekabet garip bir arkadaşlığa dönüşürken Nina da kendi karanlık tarafıyla haşır neşir olmaya başlamıştır – onu mahvedebilecek türden bir kayıtsızlık.




15 Mart 2012 Perşembe

Psikolojik MİM , benim için bir ilk..



İlk kez mimlenmiş biri olarak heyecanla cevapladım .Deeptone arkadaşım mimlemiş  , işte sorular ; 


1. Kendini seviyor musun?
     Seviyorum , sevmeseydim değer yargılarım oluşmazdı.

2. Yapmaktan hoşlandığın şeyler?
Kızımla anne-kız sohbetleri  , kitap  okumak, sevdiklerime yemek yapmak , plan yapmak ve hayal kurmak.

3. Hedeflerin nelerdir?
    Kısa vadede yaşadığım anın tadını çıkartmak, uzun vadede mutluluk ve başarı .Bir de iyi bir anne olmak sanırım.

4. Nefret ettiğin şeyler?
    Yalan ve haksızlıktan nefret ederim.

5. İlham aldığın kişiler?
    Kadın olarak annem ,bir de çevremde etkin öğretici konumundaki güzel konuşabilen insanlar .

6. Favori şarkıların, filmlerin, kitapların nelerdir?
   Şarkı değil de mesela  Kitaro ,Bon Jovi, Dire Strais ,Sezen Aksu ve şu sıra H.Sezai dinlemeyi seviyorum.Film olarak da Apocalypto , Yeşil Yol,Eşkıya ilk aklıma gelenler , kitaplar kitaplar kitaplar, o kadar zor ki seçmek , ilk anda Ayşe Kulin- Nefes Nefese, Grangé –Siyah Kan ,Stephenie   Meyer – Göçebe ,Cemal Süreya-şiirleri  diyorum .

7. Birisinin yazdığı ölüm notunu bulmuş olsaydın ne yapardın? Ölmeden önce yazdığı. Bir deftere de yazmış olabilir kendi adını ve notunu.
Çok zor bir durum, kendimi kaybetmekten korkarım bu durumda..ve ne yaparım  o kişinin sesini anımsamaya çalışırım nedense ..

8. Kendini tek bir cümleyle anlatabilir misin?
    Hayatın sadece nefes alıp vermekten ibaret olmadığına  ,sevmek ve sevilmenin, paylaşımların    önemine inanmış ,öğreneceği çok şey olduğunu düşünen biriyim.Anneyim.

teşekkürler :)

şimdi benim de birkaç isim seçmem gerekiyor , Nehir İda, maviumut , Mustafa Keskin ve Eren mimledim sizi..

12 Mart 2012 Pazartesi

KLON- Kevin GUILFOILE


Arka Kapak

Klonlama uzmanı Doktor Davis Moore’un on yedi yaşındaki kızı tecavüze uğrayıp acımasızca öldürülür. Olay hakkında soruşturma açılır; ancak bir sonuca varılamaz. Aylar sonra Moore kızının eşyalarını polisten geri alır ve bunların arasında kazayla unutulmuş, içinde katilin DNA’sı bulunan küçük bir şişeye rastlar. İşte o an Moore’un beynine korkunç bir düşünce saplanır: Belki kızını değil ama onu öldüren adamı klonlama olanağına sahiptir. Peki kızının katilinin gözlerinin içine bakmaya ne kadar dayanabilecektir?
Justin Finn, üç yaşına bastığında diğer çocuklardan farksızdır. Canlı, neşeli ve sevimli: Ondan zerre şüphe etmeyen anne ve babasının gözündeyse masum bir bebek. Ne var ki yüzü, bir gün mükemmel bir genetik kopya olarak soğukkanlı bir katilinkine tıpatıp benzeyecektir.

Klon , elime hevesle aldığım bir kitaptı.Okuduğum anlarda zaman zaman gerilim arttı elimden bırakamadım .Bazı kısımlar ise gereğinden fazla uzatılmış ve sıkıcıydı.Kurgu güzel ama okuyucu kopuyor konudan.
Okurken sıkıldım , bitsin dedim yalan değil.Farklı bir konu , çok da teknik detay yok klonlama işi oldukça hafife alınmış gibi.
Boşta kalmayalım da okuyalım niyetine okunacak bir kitap..

8 Mart 2012 Perşembe

8 Mart Kadınlar Günü

         

    8 Mart  Dünya Kadınlar günümüzü kutlayarak başlamak istiyorum yazıma.Umarım  seneye  bu kutlamayı yaparken , kadınların gördüğü şiddetten değil onların başarılarından konuşuyor oluruz.
Kadınlarımız, analarımız  hepimiz emekçiyiz şu dünyada.. Emekçi olmak güzeldir, bir şeylerin üretiminde olmak, bilgiyi çoğaltmak,bir evlat yetiştirmek, sevdiğimiz ailemize bir kaşık yemek yapabiliyor olmak güzeldir.
Herkesin emeklerinin karşılığını alabildiği bir dünya tek istediğimiz.
Özel günleri severim , kutlamayı da coşkusunu da ..Şirketimiz bu yıl da bizleri unutmadı , bir kırmızı karanfilim var şu an masamda.
             
                 Kendime hediye de aldım :D  kitap siparişlerimi verdim az önce neler mi onlar ;


Aşk ve Gurur
Kış Günlüğü
Kayda Geçsin
Uyumsuz Defne Kaman''ın Maceraları: Su
Uyuyana Kadar

teşekkürler, birşey değil :))


Ayrıca bugün çok sevdiğim arkadaşım Nilüfer'in büyük kız EDA 'nın da doğumgünü . Eda'cığım yeni yaşını kutlar , ailenle güzel bir ömür sürmeni dilerim..





7 Mart 2012 Çarşamba

hava ısındı ,istediğim oldu ama sonuç..

Hava ısınamadı, üşüyorum diye mızmızladım günlerce.Şimdi bahar havası var İzmir'de,her şey güzel, hava açık ,içim kıpır kıpır..
Coşmak için hafta sonlarını bekleyen biz çalışan insan grubu , bu güzel günlerin tadını çıkaracağız  diye beklerken ;  cuma-cumartesi ve pazar günü seminere gideceğimiz  aklıma gelince nasıl  bir hal alıyor yüzüm :)

  ben hangisiyim bilin :D

İyi yanı mesleki açıdan gitmeyi çok istediğim bir seminer olması, herkese iyi hafta sonları olsun.

6 Mart 2012 Salı

hafta sonundan notlar..

Haftasonumuz o kadar hareketli geçti ki buraya yazmaya üşenmiştim .Ama paylaşmadan edemeyeceğim şeyler vardı.
Cuma akşamı Yalan Dünya izlendi maaile , kahkaha gürültü .. Cumartesi sabahı açılışımız vardı iş yerine geldik , dönüşte de İrem'in sınıf arkadaşı Sıla ve annesi ile ablası misafirimiz oldular.İrem heyecanlıydı hazırlıklarda bana yardımcı oldu.Milföy hamurlarını kesip bana hazırlaması ve telaşı izlenmeye değerdi. Odasını toparlamış bir de suyumu götüreyim dediğini duymuş anlamamıştım.Olay buymuş ;

kırk yıl düşünsem aklıma gelmez :)

Cumartesi  bol oyun bol sohbet ile gelip geçti, pazar sabahı İrem kurstayken ev işlerimi toparladım.Öğleden sonra  İMO (İnşaat Mühendisleri Odası) seçimlerine katıldık, eski dostlar, yıllardır görmediğim okul ve sınıf arkadaşlarımla görüşmek güzeldi.Çocuklar için  pek çok etkinlik düzenlenmiş olması orada çokça vakit geçirmemizi sağladı.
Can arkadaşım Özgül, eşi ve kızı Zeynep ile döndük eve, kızlar için defile , bizim için çay saati başladı ;)


Aralarındaki diyolog hoştu :
İ: Sen kiminle evlendin ?
Z: X kişi ile .. Sen?
İ: Y kişi ile,,
ve kek yemeye devam ettiler ,çocukluk..

Pazar akşamının vazgeçilmezi Umutsuz ev Kadınları  ardından Behzat Ç.ile son buldu dolu dolu tatil günleri..