14 Temmuz 2014 Pazartesi
Emrah SERBES - Deliduman
On yedi yaşındaki Çağlar İyice konuşuyor. Kız kardeşi Çiğdem'i, onu meşhur etme ümitlerini, belediye başkanı dayısını, yakın arkadaşı Mikrop Cengiz'i, taşra muhabbetlerini, depresyonun eşiğindeki annesini, eski sevgilisini, hiç unutamadığı dedesini, hatırlarken kahrettiği babasını anlatıyor. Deliduman, dermansız ve güdük bir ilçeden haykırmaya başlıyor, İstanbul'a uzanıyor. Çocukluğumuzun, hatıralarımızın ve bütün sokaklarımızın üzerinden dangır dungur geçen imar ve para iştahına lanet! Riyakâr dünyaya, Allahsız sermayeye, martılara, küçük bir kızın kalbini kıranlara isyan ediyor. Barikatların arkasında, soluk soluğa, yapayalnız, erken kaybeden bir delidumanın öfkesini çemkiriyor. Emrah Serbes, zamanın ruhunu, Gezi'nin isyancılarını, hürriyetleri için öksürenleri, yerinde duramayanları, küfredenleri, ağlamayı unutmak için yumruğunu sıkanları resmediyor. Deliduman, büyük zamanın ve her zaman kenarda kalanların romanı.
(Tanıtım Bülteninden)
www.dr.com.tr 'den alıntı.
Deliduman şu sıra herkesin merakla bekleyip okumak istediği, elinden düşümediği bir kitap. Ben de hevesle başladım ve kısa sürede okuyup bitirdim. Elimden düşüremedim ;)
Emrah Serbes Gezi 'de aktif bir isimdi. Hepimiz o günlerde az-çok, iyi -kötü çok şey yaşadık. Kimimiz parkta sabahlarken , kimimiz yaşadığımız çevrede destek verdik. Tencere tava çaldık düzene inat, gidişata dur diyebilmenin sembolü idi bizim için bu.
Bu kitabı çok sevdim, okuduğum her satırda o günlere döndüm. Kitabın bu kadar ilgi görmesi , damarlarımızda yaşadığımız, hissettiğimiz duyguları canlandırması oldu bence.
Gezi ' de olan biten çok büyük toplumsal bir olaydır, edebiyata yansıması da gereklidir. Emrah Serbes de Çağlar 'ın üzerinden anlatmayı seçmiş , okunası...
11 Temmuz 2014 Cuma
Virginia Woolf - Kendine Ait Bir Oda
Virginia Woolf kimdir :
Gece ve Gündüz, Virginia Woolf'un ikinci romanıdır. Woolf'un "bilinç akışı" tekniğini kullandığı daha sonraki modern deneysel romanlarından farklı olarak klasik gerçekçi üslûpla kaleme aldığı bu eser, olay örgüsü, gerçek mekân tasvirleri ve titizlikle betimlenmiş karakterleri, dönemin atmosferini yansıtan özellikleriyle dikkat çekiyor.
1920'de yayımlanan roman, daha sonraki eserlerinin habercisi olarak, nesnel gerçekliğin ve tarihselliğin insan bilincindeki yansımalarını birbirinden oldukça farklı karakterlerde ustalıkla canlandırıyor.
Roman, I. Dünya Savaşı öncesi Londra'sında geçer. Woolf, dönemin entelijansiyasını, fikir ve ruh dünyasını mizahî ancak sıcak, insanî bir dille anlatır. Kadın hakları, sınıfsal farklılık, aşk, evlilik ve özgürlük gibi meseleleri, karakterlerinin yaşamları, mücadeleleri, umutları, acıları ekseninde tartışıyor. Gece ve Gündüz, Katharine, Mary ve Ralph'in hakikat arayışlarında tanık olduğumuz modern insanın yazgısı, bir başkasını anlama çabası üzerine duygulu ve derin bir metin.
"Virginia Woolf, 1931’de yayımladığı Dalgalar’ı yazarken ise, bu kitapla o güne değin hiçbir başka romancının göze alamayacağı değişik şeyleri yapmak istediğini, bu romanın o güne değin yazılan hiçbir başka romana benzemeyeceğini biliyordu. (...) Çünkü Dalgalar, ‘hem düzyazıyla kaleme alınacak, hem de şiir olacaktı; hem roman olacaktı, hem de tiyatro oyunu.
1929 tarihli "Kendine Ait Bir Oda" feminist hareketin klasik bir kitabı olarak kabul edilir.
Kadın hareketinin elden düşürmediği önemli kitaplardan biri olan Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf’un belki de en kolay okunan kitabıdır. Çünkü konu çok somuttur: “Kadın ve Edebiyat.”
Daha sonralarda Virginia Woolf tarafından kaleme alınan Flush'ta bir köpeğin bakış açısı fark edilir.
Kitaplarının kapaklarında kardeşi Vanessa Bell'in resimleri bulunmaktadır.
Yazar, modernist hareketin en önemli kişilerinden biri olarak tarihe geçmiştir ve roman türünün gelişimine büyük katkıda bulunmuştur.
Perde Arası romanını yazdığı sıralarda artık kendini yeterince yetenekli hissetmiyor, yeteneğini kaybettiğini düşünüyordu. Her gün savaş korkusu ve yeteneğini kaybetmenin vermiş olduğu stres, dehşet ve korku sonucu ruhsal bunalıma girmiş, 28 Mart 1941’de içinde bulunduğu duruma daha fazla dayanamayıp evlerinin yakınlarında bulunan nehre ceplerine taşlar doldurarak atlayıp intihar etmiştir. Virginia Woolf, geride iki intihar mektubu bırakmıştır. Birisi kardeşi Vanessa Bell'e diğeri ise kocası Leonard Woolf'a.
10 Temmuz 2014 Perşembe
Gabriel Garcia MARQUEZ - Kırmızı Pazartesi
Kitap, “ işleneceğini herkesin
bildiği bir cinayet öyküsü” diye başlar. İlk cümle de bunu doğrular
niteliktedir. Santiago Nasar ’ ın öldürüleceği , okura en başından söylenmiştir.Cinayetin
kim ya da kimler tarafından ve ne yolla işleneceği detaylarını da daha sonra
öğreniyoruz.Cinayetin işleneceğini, duyduğu,bildiği,hissettiği halde bunu
önlemek için kimse bir çaba göstermiyor. Kaderi değiştirmek istemiyorlar. Bir
dizi tesadüf sonucu Santiaga Nasar hem de kaçabilecek olmasına rağmen kendi evinin kapısında öldürülüyor.
Bu olanlar bir namus davasıdır ve
Angela Vicario , Nasar’ın adını fısıldamıştır.
Sorgu yargıcı , anlatılanlardan
Nasar’ın aleyhine kanıt bulamamış ve şöyle bir not düşmüştür.: “ Bana bir ön
yargı verin , dünyayı yerinden oynatayım”
Ayrıca o gün olanlardan yola çıkarak Nasar ‘ı gören
bir kişi aramış ama anlatıcı gibi o da bulamamıştır. Düştüğü not “ Kader bizi
görünmez kılar “ olacaktır.
En çarpıcı olansa Santiago Nasar’ın “ beni öldürdüler Wene Hala “ dedikten sonra Wene
Hala’nın ifade ettiği gibi dışarıya sarkan bağırsaklarını temizleme titizliği
göstermesiydi. Öldürüldüğüne inanmıyor olması, yazılmış kaderini yaşamasıydı.
Marquez'in Yüzyıllk Yalnızlık ve Kolera Günlerinde Aşk isimli kitaplarını okumuştum.Kırmızı Pazartesi hep aklımdaydı, geciktirdiğime de üzüldüm .Usta'yı saygı verahmetle anıyorum.
Bu kitabı Kanguru Sanat Evi Atölye çalışmasında arkadaşlarım seçmişler, birlikte okuduk , yorumladık, hocamız sevgili Aydın Şimşek önderliğinde harika çalışmalar zevkli saatler geçiryoruz burada.
Büyülü Gerçekçi akım üzerine hayli ilginç gelen ve hatta duymadığım kavramlar hakkında bilgi sahibi oldum.
9 Temmuz 2014 Çarşamba
Uygar ŞİRİN - Karışık Kaset
Ulaş müziğe tutkun 13 yaşında bir çocukken çıkıyor karşımıza , 12 yaşındaki İrem'e duyduğu aşk , her 10 yılda bir karşılaşmaları konu edilmiş. Tüm bu olan bitenin içinde her yerde müzik var. Geçtiği dönem hemen hemen benim de 17,18 yaşlarıma denk düşüyor..
Kitabı zevkle okudum , çokça geçmişe döndüm. Hangimiz karışık kaset yapmadık ki ;) gençliğimizin en güzel anıları saklı o kasetlerde . Kitabı okumaya başladım ve bitirene dek elimden düşürmedim ve o günden beri MFÖ dinliyorum ..
Konu sadece bir çocukluk aşkı ve müzik değil elbette.Ulaş ve İRem ile yolları kesişenler de ilgi çekici karakterler.Özellikle Ulaş ve babasının ilişkisi çok yoğun, Yusuf'un hayatındaki yeri de öyle.
Ben çok sevdim, siz de okuyun pişman olmayacaksınız ;)
6 Haziran 2014 Cuma
Golem ve Cin - Helene Wecker
İçinde kaybolacağınız büyülü bir masal…
Korkunç güçlere sahip bir büyücü tarafından, yalnızlık çeken bir adam için kilden yapılmış bir golem…
Ve bin yıllık esaretinden uyanan bir cin… Bu iki olağanüstü varlığın yolu 1899 yılında New York’ta kesişir. Farklı olmaktır onların kaderi…
Hikâyeleri herkes gibidir aslında, kendini farklı ve yalnız hisseden her insan gibi…
Ve tehlike, onlar için sadece bir adım ötededir hep.
Golem ve Cin iki ayrı kültürün efsanelerinden besleniyor ve zengin anlatımı sayesinde okuru ilk sayfadan itibaren içine alıyor. 2013 yılının en iyi kitapları listelerini altüst eden bu roman Türkiye’de de çok sevilecek.
Zevkle okuyacağınız bir fantastik kurgu. Kitap oldukça kalın ve dolu dolu olmasına rağmen kısa sürede okunabiliyor.Elinizden bırakamayacağınız bir sürükleyiciliğe sahip.
Keyifli okumalar .
28 Mayıs 2014 Çarşamba
Selgin GB - İğneler
"İğne" deyip geçtiğimiz basit nesne bazen hayatımızı kurtarır, bazen kumaş parçalarını üstümüzde elbise olarak taşıyalım diye birleştirir, bazen yönümüzü gösterir, bazense bir pikabın üstünde sonsuzca dönerek etrafa yayılan nağmelerle kulağımızın pasını siler. Bir arının elimize batırdığı iğnesi çocukluğun uzak anılarından biri olarak kalırken iğneli bir sözün bıraktığı yara uzun yıllar sonra bile acıtmaya devam eder.
Selgin GB, "İğneler" adlı bu yeni kitabında öykü okurunu çetin bir yolculuğa davet ediyor. Bu öyküler içinizden çıkmayabilir
(Tanıtım Bülteninden)
www.dr.com.tr
Selgin GB , blog yazılarından takip ettiğim, imza:kızın kitabının yaratıcılarından . Şimdi bir de kitaplığımda ayrı bir yere sahip olacak bu güzel öykülerin yazarı.
İğneler, her birinin işlevi birbirinden farklı , bazen canını yakıyor okurun bazen yüreğini...
Ben hepsini çok sevdim .
30 Nisan 2014 Çarşamba
Anılar, Düşler ve Önemsiz Şeyler
Anılar, Düşler ve Önemsiz Şeyler
Bu kitap bir harika !
Okunacak çok değerli satırlar var.
Bloglardan tanıdığımız bir isim Vladimir'in derdi 'ni takipte olduğum için Aykırı Kuş dergisi ve çalışmalarından da haberim vardı. Bu ikinci kolektif kitaptan ise tamamen tesadüf eseri haberim oldu. İrem'in sınıf arkadaşı Ege'nin annesi arkadaşımız Ahu ile görüştüğümüzde yazılarımız ile katıldığımız kitaplardan bahsettik birbirimize.
Kitap Fuarı'na denk geldiği için Kanguru Yayınları'nda yazarları ziyaret edip kitabımı imzalatma şansına eriştim :)
Anılarla geçmişe, düşlerle geleceğe , önemsiz şeylerle hayata tutunacağınız bir eser çıkmış ortaya , ellerine sağlık ..
9 Nisan 2014 Çarşamba
İmza:Ben
Üçlemenin son kitabı İmza:Ben
Önce babalarımıza yazdık , büyüdük eşlerimize, eski sevgiliye ,hayalimizdeki erkeğe.. Üçlemenin son mektubu merak konusuydu.İmza annen olsa diyordum , İrem bir mektup bekliyordu ;)
İmza:Ben olarak mektup yazacağıma çok sevindim.Kalemim , düşlerim her zaman hazırdı.Ben Balkızım İremim için yazdım.. Çok özel oldu hepimiz için.. Diğer mektupları çok merak ediyorum , sabırsızlıkla kitabımı bekliyorum.
D&R ve İdefix'ten edinebiliyoruz.
154 kadının bir araya gelerek oluşturdukları bu kitabı Banu Özkan Tozlu ve Esra Aylin Akalın yayına hazırladı. Kitap geliri TÜRGÖK (Türkiye Görme Özürlüleri Kitaplığı) bağışlanacak. Ayrıca Türgök gönüllüleri tarafından sesli kitap haline getiriliyor.
Okumak için sonsuz sebebiniz var ;)
İmza:Ben Basın Bültenini paylaşmak isterim..
KOLEKTİF KADIN MEKTUPLARI SERİSİ NOKTAYI KOYUYOR:
“İMZA: BEN”
Kadınlara son bir söz söyleme fırsatı sunulursa…
Babalara yazılan mektuplardan oluşan “İmza: Kızın”la başlayan serüven, geçen sene bu zamanlar kocalara, eski eşlere, hayali prenslere yazılan mektuplardan oluşan “İmza: Karın” ile devam etmişti. Seri, kadınların “İmza Ben” diyerek imzaladıkları ve “son bir söz” söylemek istedikleri kişilere yazdıkları mektuplarla sona eriyor. Canan Tan, Cemre Birand, Çiçek Dilligil, Derya Baykal, Ece Vahapoğlu, Esra Harmanda, Nazlıcan Özkan, Sevinç Erbulak, Şafak Pavey, Yonca Tokbaş gibi 154 kadının geçmişleriyle, gelecekleriyle, kendileriyle, sevdikleriyle, sevmedikleriyle hesaplaştıkları mektupların bir araya gelmesiyle ortaya çıkan “İmza: Ben”, kitapseverler ile buluşuyor.
Kitapta mektuplarına yer verilen kadınlar, serinin ilk kitabı “İmza: Kızın”derken hayatlarındaki ilk erkek olan babalarına mektuplar yazmışlardı. Yanlarında olan, olmayan veya bir kez dahi göremedikleri babalarına. Kimi teşekkür etti, kimi kırgınca “Sana ihtiyacım vardı. Neredeydin?”dedi. Kimi erkenden göçüp gidenlerin arkasından gözyaşı dökerken, bir baba gölgesi bile hissetmeyenler “Kulağıma küpe olacak bir sözünüz bile gelmiyor” diye hesap sordu.
Sonra kız çocukları büyüdü, hayatın içinde kadın olarak durmayı öğrendi. Bu sefer “İmza: Karın”’da sözümüz “o adama”ydı. “Ruh eşim” deyip aşkla dolu olandan “Mezarına gelip bu mektubu okuyacağım” deyip nefretini kusana kadar geniş bir yelpazede mektuplar yazıldı.
154 kadın, noktayı İmza: Ben diye imzalayarak koyuyorlar. Kime, ne diyecekleri varsa onu diyerek. İmza : Ben’de sevgi bulacaksınız. İmza : Ben’de öfke bulacaksınız. İmza: Ben’de şükür, azim, korku bulacaksınız. İmza: Ben’de hayatın ta kendisini bulacaksınız.
Yazarlarının en saklı hayallerini okuyacağınız kitabın geliri, serinin diğer iki kitabı gibi yine çok güzel bir amaca hizmet için ayrılıyor. “İmza: Ben”kitabının telif geliri, görmeyenlerin dünyasında da minik de olsa bir ışık yakabilmek hedefiyle, bu yıl 10. Yılını kutlayan Türkiye Görme Özürlüler Kitaplığı’na (TÜRGÖK) bağışlanıyor. Kitabın ayrıca sesli kitap versiyonu da görme engelliler için TÜRGÖK tarafından oluşturuldu.
Yaşama bir kez daha kadın gözünden bakmak, yüreğinden geçenleri anlamak isterseniz “İmza: Ben” size eşsiz bir fırsat sunuyor.
TÜRGÖK HAKKINDA
Görme özürlülerin eğitimleri ile kültürel gelişimlerine ücretsiz hizmet eden, Türkiye’nin ilk ve tek görme özürlüler kitaplığı TÜRGÖK( Türkiye Görme Özürlüler Kitaplığı); yurdumuzda yaşayan görme özürlüler ile yurt dışında yaşayıp da Türkçe bilen görme özürlülerin, yazılı kaynaklara erişimini sağlamak üzere 2004 yılında İzmir’de faaliyete geçmiştir. Görmeyen kişilerin Türkçe okuryazarlık oranını arttırmak, eğitim ve kültürlerine katkıda bulabilmek ve bu amaçla yaşam kalitelerini yükseltmek amacıyla Av. Gültekin Yazgan tarafından kurulan TÜRGÖK, 5000’i aşkın görmeyen üyeye hizmet vermektedir. Kitaplık hizmeti alan görmeyenler bu vasıta ile kendi kitaplıklarını da oluşturmaktadır.
Üyelerine sesli ve kabartma (Braille) baskılı roman, ders kitabı, ÖSS, KPSS, SBS, açıköğretim (lise, ilköğretim) soru bankaları ve sınav testleri hazırlamaktadır. Ayrıca aylık yayın organları olan; ilköğretim 1. kademe öğrencileri için “Yavru Balarısı” (Braille Kabartma)dergisi 2. kademe öğrencileri için “Balarısı” (Braille Kabartma) dergisi, lise öğrencileri ve yetişkinler için de sesli MP3 formatında “Arkadaş” dergisi hazırlanarak ücretsiz olarak kargo ile adreslerine gönderilmektedir.
Türkiye Görme Özürlüler Kitaplığı, Türkiye’nin her yerine, ayrıca İngiltere, Hollanda, Kıbrıs, Amerika,Almanya’ya ücretsiz ve geri iadesiz hizmet vermektedir.
Tüm bu hizmetler, sayıları 500’ü aşan gönüllü destekçi ve bizlere kuruluşundan itibaren destek olan sponsorlar sayesinde üretilmektedir.www.turgok.org
Tüm bu hizmetler, sayıları 500’ü aşan gönüllü destekçi ve bizlere kuruluşundan itibaren destek olan sponsorlar sayesinde üretilmektedir.www.turgok.org
EDİTÖRE NOT:
BANU ÖZKAN TOZLUYURT 39 yaşında, yönetim danışmanı. BT Danışmanlık adlı şirketin sahibi. Yönetim, iletişim, kişisel gelişim konularında eğitimler verip danışmanlık yapıyor. Yaşam koçluğu sertifikası sahibi yönetici/kişisel koçluk yapmakta. Yazmayı, okumayı çok seviyor. Hayat Çocukla Güzel, İmza Kızın, İmza Karın adlı yayınlanmış kitapları mevcut. Gezi, kişisel gelişim, gündeme ait yazılarını www.banunundunyasi.com da okurlarıyla paylaşıyor.(www.banunundunyasi.com)
ESRA AYLİN AKALIN 39 yaşında, Zürafa isminde bir anaokulunun kurucu ortağı. Aynı zamanda Okus Pokus adlı freelance metin yazarlığı şirketinde, web siteleri, bloglar, dergiler, kataloglar.. aklınıza gelen her türlü mecra için metin içeriği sağlıyor. Yazmayı, okumayı, gülmeyi, çocukları çok seviyor. İmza: Kızın ile başlayan bu serüvenin fikir annelerinden. www.kakarakikiri.wordpress.com blogunda mizah ağırlıklı yazılarını okurlarıyla paylaşıyor.
Ayrıntılı bilgi için:
Banu Özkan Tozluyurt
banuduru@gmail.com / banu@banutozluyurt.com
0542.427.31.37
Twitter: https://twitter.com/imzabenkitabi
Facebook: https://www.facebook.com/imzaben
2 Nisan 2014 Çarşamba
F.Scott Key FITZGERALD - Muhteşem Gatsby
Muhteşem Gatsby (The Great Gatsby) yazar F. Scott Fitzgerald tarafından kaleme alınmış bir roman. İlk basımı 10 Nisan 1925'te yapılmıştır. Hikaye 1922 yazında New York ve Long Island'da geçmektedir. 1920'lerin ekonomik durumu ve I.Dünya Savaşı sırasındaki bunalım ve kargaşa anlatılmıştır. Amerikan rüyası düşüncesine karşı yazılmıştır.
F. Scott Fitzgerald 1920'lerde ABD'de kaleme aldı. I.Dünya Savaşı sonrası, iyileşmekte olan ABD ekonomisi, sessizce büyüyen marketler ve "çılgın yirmiler" olarak da bilinen on yıllık dönem anlatılmıştır. Bu dönemde büyük bir toplumsal yükseliş olmuştur. 1920 Kasımında; kadınlara oy kullanma hakkı verildi, bir yasa değişikliği ile alkol yasaklandı, bir Afroamerikan tarzı müzik olan caz bu dönemin ana akımlarındandı. Fitzgerald bu dönemi "Caz Devri" olarak adlandırır.
tanıtım wikipedia 'dan .
Öncelikle Muhteşem Gatsby ' i filmini duyduğum için biliyordum.Yani bir kitabın varlığından habersizdim. Bibliyomanyaklar adlı bir okuma grubu sayesinde haberim oldu.Kim bu bibliyomanyaklar diyorsanız buradalar . Kendileri okuyup bizlerle paylaşıyorlar ;) bu paylaşımlardan birine yorum bıraktığınızda çekilişe katılmaya hak kazanıyorsunuz :) Ben de şubat ayı talihlisi olarak bu kitabı kazandım.Buradan tekrar teşekkürler kendilerine ;) sevgiler..
Öncelikle kitabın giriş bölümündeki açıklama ve önsözü dikkatlice okumanızı öneririm.Bu çağı algılamak adına oldukça önemli detaylar vurgulanıyor.
Kitapta James Gatz'in Jay Gatsby'e dönüşümü , Nick Carraway adlı genç bir iş adamının anlatımı ile canlanmış.Gatsby'nin muhteşem hayatı, o şatafatlı partilerin gerisinde gizemli adam..Daisy , Nick'in kuzeni Tom ile evli bir de kızı var,Gatsby'nin eski aşkı ..
Kitap sonlara doğru daha da bir canlılık ve anlam kazanıyor .Taşlar yerine oturuyor ;)
Sırada filmi izlemek var ;)
keyifli okumalar dilerim :)
24 Mart 2014 Pazartesi
Sezgin KAYMAZ - Kün
Kün
"Ankara Çayı, bağrına şefkatle basıp muhafaza ettiği sivrisinek larvalarını usul usul kabuğundan salıyor, evlâd-ı haşerattan dokunmuş vızıltı pikesini, ana avrat sövmüşmüş sövmemişmiş hiç aldırmadan civardan geçenlerin burun deliklerine, kulak memelerine doğru sallıyordu. Şımarık şımarık bahar müjdesi vereceğiz diye uçuşan kavak pamukları, terli enselere, çıplak alınlara yapışıp kaşındırarak milleti illet ediyordu. Börtü böcek antenini sallıyor, kıllı bacaklarını sıvazlıyordu. Danaburnu topraktaki tohuma, uçuç böceği yapraktaki bite, tırtıl yaprağa, solucan toprağa saldırıyor, peygamberdevesi alayına saldırıyordu. Çocuk yaşta beyaz bulutlar havai gökyüzünde uzun eşek oynuyor, kararsız tavırlarla kâh yavşayıp kıç kıça sokuluyor, kâh gâvur görmüş gibi kopup birbirlerinden uzaklaşıyorlardı.
Bahar gelmişti."
Kün, yani Ol...Neleri neleri olduran bir roman, Kün. Ölülerin daha da ölebildiği -ya da tam ölemediği-, cami imamıyla ateistin birbirini aydınlatabildiği, köpeklerin (hem de Konya ağzıyla!) konuşabildiği, el kadar oğlanın kendisine el kaldıranı haşat ettiği bir âleme kapı aralıyor. Şerefsizler şerefsizliğin gözüne vuruyorlar, iyiler canını dişine takıyor, feleğin zarı hepyek de gelse bir bakıyorsunuz altı kapı alıyor.
Sezgin Kaymaz, kendine özgü üslûbu ve hâlesiyle, yine eğlenceli ve ürpertili bir hikâye anlatıyor.
Anlattığı hikâyenin heyecanıyla anlatışın neşesi yine birbirini coşturuyor.
Sıradan denen insanların sıradan denen hallerinin ve dillerinin usta yazarı, Angaranın kıyısına, rengâhenk bir Konya dekoru kuruyor ayrıca - Eski Konya. Eski taşra yaşantısı… Sezgin Kaymazın gizemine, mizahına, olay örgüsüne, anlatıcılığına tutulanlar kadar, yerliliğine de tutulanlar yok mu? Kün, her zevke yetişiyor, her şeyi olduruyor!
Kitap tanıtımı www.dr.com.tr'den...
"Ankara Çayı, bağrına şefkatle basıp muhafaza ettiği sivrisinek larvalarını usul usul kabuğundan salıyor, evlâd-ı haşerattan dokunmuş vızıltı pikesini, ana avrat sövmüşmüş sövmemişmiş hiç aldırmadan civardan geçenlerin burun deliklerine, kulak memelerine doğru sallıyordu. Şımarık şımarık bahar müjdesi vereceğiz diye uçuşan kavak pamukları, terli enselere, çıplak alınlara yapışıp kaşındırarak milleti illet ediyordu. Börtü böcek antenini sallıyor, kıllı bacaklarını sıvazlıyordu. Danaburnu topraktaki tohuma, uçuç böceği yapraktaki bite, tırtıl yaprağa, solucan toprağa saldırıyor, peygamberdevesi alayına saldırıyordu. Çocuk yaşta beyaz bulutlar havai gökyüzünde uzun eşek oynuyor, kararsız tavırlarla kâh yavşayıp kıç kıça sokuluyor, kâh gâvur görmüş gibi kopup birbirlerinden uzaklaşıyorlardı.
Bahar gelmişti."
Kün, yani Ol...Neleri neleri olduran bir roman, Kün. Ölülerin daha da ölebildiği -ya da tam ölemediği-, cami imamıyla ateistin birbirini aydınlatabildiği, köpeklerin (hem de Konya ağzıyla!) konuşabildiği, el kadar oğlanın kendisine el kaldıranı haşat ettiği bir âleme kapı aralıyor. Şerefsizler şerefsizliğin gözüne vuruyorlar, iyiler canını dişine takıyor, feleğin zarı hepyek de gelse bir bakıyorsunuz altı kapı alıyor.
Sezgin Kaymaz, kendine özgü üslûbu ve hâlesiyle, yine eğlenceli ve ürpertili bir hikâye anlatıyor.
Anlattığı hikâyenin heyecanıyla anlatışın neşesi yine birbirini coşturuyor.
Sıradan denen insanların sıradan denen hallerinin ve dillerinin usta yazarı, Angaranın kıyısına, rengâhenk bir Konya dekoru kuruyor ayrıca - Eski Konya. Eski taşra yaşantısı… Sezgin Kaymazın gizemine, mizahına, olay örgüsüne, anlatıcılığına tutulanlar kadar, yerliliğine de tutulanlar yok mu? Kün, her zevke yetişiyor, her şeyi olduruyor!
Kitap tanıtımı www.dr.com.tr'den...
Kün , yazarın okuduğum ilk kitabıydı.2013 yılının en iyi romanı denmişti ve bunu fazlasıyla hakettiğini düşünüyorum.Çok keyif alarak okudum ;)
Kesinlikle okunmalı ;)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













