16 Mart 2012 Cuma

Black Swan -Siyah Kuğu



İzlemekte geç kaldığım filmlerden biriydi.Dün akşam muhteşem bir sinema şöleni oldu benim için.Natalie Portman  harikaydı, performansı göz doldurucu idi.İyilik de kötülük de barındırabilen bakışlarıyla ,siyah mı beyaz mı dedirtiyor hem kendisine hem izleyiciye.. 
Konusu filmin tanıtımında , kesinlikle izlenmeli..












Yönetmen:
Darren Aronofsky

Oyuncular:
Natalie Portman, Winona Ryder, Mila Kunis, Vincent Cassel,  

Senaryo:
Darren Aronofsky, Andres Heinz, John Mclaughlin, Mark Heyman


Nina (Portman), New York’ta yaşayan çok yetenekli bir balerindir ve hayatında çoğu balerin için de olduğu gibi dansetmekten başka bir şey yoktur. Eski bir balerin olan ve bu konuda çok hırslı olan annesi Erica (Hershey) ile yaşamaktadır. Oyun yönetmeni Thomas Leroy (Cassel) KUĞU GÖLÜ’nün baş balerini Beth MacIntyre (Ryder) yeni sezonda değiştrimeye karar verir ve ilk tercihi de Nina’dır. Balenin saf ve zarif Beyaz Kuğu ile şehvetin temsilcisi Siyah Kuğuyu aynı anda canlandırabilecek birine ihtiyacı vardır. Fakat Nina’yı bekleyen bir yeni bir rakip vardır, ve o da Leroy’u etkilemeyi başarmıştır. Nina Beyaz Kuğu rolüne her ne kadar uysa da Lily de Siyah Kuğu’nun tam karşılığıdır. İki genç dansçı arasındaki rekabet garip bir arkadaşlığa dönüşürken Nina da kendi karanlık tarafıyla haşır neşir olmaya başlamıştır – onu mahvedebilecek türden bir kayıtsızlık.




15 Mart 2012 Perşembe

Psikolojik MİM , benim için bir ilk..



İlk kez mimlenmiş biri olarak heyecanla cevapladım .Deeptone arkadaşım mimlemiş  , işte sorular ; 


1. Kendini seviyor musun?
     Seviyorum , sevmeseydim değer yargılarım oluşmazdı.

2. Yapmaktan hoşlandığın şeyler?
Kızımla anne-kız sohbetleri  , kitap  okumak, sevdiklerime yemek yapmak , plan yapmak ve hayal kurmak.

3. Hedeflerin nelerdir?
    Kısa vadede yaşadığım anın tadını çıkartmak, uzun vadede mutluluk ve başarı .Bir de iyi bir anne olmak sanırım.

4. Nefret ettiğin şeyler?
    Yalan ve haksızlıktan nefret ederim.

5. İlham aldığın kişiler?
    Kadın olarak annem ,bir de çevremde etkin öğretici konumundaki güzel konuşabilen insanlar .

6. Favori şarkıların, filmlerin, kitapların nelerdir?
   Şarkı değil de mesela  Kitaro ,Bon Jovi, Dire Strais ,Sezen Aksu ve şu sıra H.Sezai dinlemeyi seviyorum.Film olarak da Apocalypto , Yeşil Yol,Eşkıya ilk aklıma gelenler , kitaplar kitaplar kitaplar, o kadar zor ki seçmek , ilk anda Ayşe Kulin- Nefes Nefese, Grangé –Siyah Kan ,Stephenie   Meyer – Göçebe ,Cemal Süreya-şiirleri  diyorum .

7. Birisinin yazdığı ölüm notunu bulmuş olsaydın ne yapardın? Ölmeden önce yazdığı. Bir deftere de yazmış olabilir kendi adını ve notunu.
Çok zor bir durum, kendimi kaybetmekten korkarım bu durumda..ve ne yaparım  o kişinin sesini anımsamaya çalışırım nedense ..

8. Kendini tek bir cümleyle anlatabilir misin?
    Hayatın sadece nefes alıp vermekten ibaret olmadığına  ,sevmek ve sevilmenin, paylaşımların    önemine inanmış ,öğreneceği çok şey olduğunu düşünen biriyim.Anneyim.

teşekkürler :)

şimdi benim de birkaç isim seçmem gerekiyor , Nehir İda, maviumut , Mustafa Keskin ve Eren mimledim sizi..

12 Mart 2012 Pazartesi

KLON- Kevin GUILFOILE


Arka Kapak

Klonlama uzmanı Doktor Davis Moore’un on yedi yaşındaki kızı tecavüze uğrayıp acımasızca öldürülür. Olay hakkında soruşturma açılır; ancak bir sonuca varılamaz. Aylar sonra Moore kızının eşyalarını polisten geri alır ve bunların arasında kazayla unutulmuş, içinde katilin DNA’sı bulunan küçük bir şişeye rastlar. İşte o an Moore’un beynine korkunç bir düşünce saplanır: Belki kızını değil ama onu öldüren adamı klonlama olanağına sahiptir. Peki kızının katilinin gözlerinin içine bakmaya ne kadar dayanabilecektir?
Justin Finn, üç yaşına bastığında diğer çocuklardan farksızdır. Canlı, neşeli ve sevimli: Ondan zerre şüphe etmeyen anne ve babasının gözündeyse masum bir bebek. Ne var ki yüzü, bir gün mükemmel bir genetik kopya olarak soğukkanlı bir katilinkine tıpatıp benzeyecektir.

Klon , elime hevesle aldığım bir kitaptı.Okuduğum anlarda zaman zaman gerilim arttı elimden bırakamadım .Bazı kısımlar ise gereğinden fazla uzatılmış ve sıkıcıydı.Kurgu güzel ama okuyucu kopuyor konudan.
Okurken sıkıldım , bitsin dedim yalan değil.Farklı bir konu , çok da teknik detay yok klonlama işi oldukça hafife alınmış gibi.
Boşta kalmayalım da okuyalım niyetine okunacak bir kitap..

8 Mart 2012 Perşembe

8 Mart Kadınlar Günü

         

    8 Mart  Dünya Kadınlar günümüzü kutlayarak başlamak istiyorum yazıma.Umarım  seneye  bu kutlamayı yaparken , kadınların gördüğü şiddetten değil onların başarılarından konuşuyor oluruz.
Kadınlarımız, analarımız  hepimiz emekçiyiz şu dünyada.. Emekçi olmak güzeldir, bir şeylerin üretiminde olmak, bilgiyi çoğaltmak,bir evlat yetiştirmek, sevdiğimiz ailemize bir kaşık yemek yapabiliyor olmak güzeldir.
Herkesin emeklerinin karşılığını alabildiği bir dünya tek istediğimiz.
Özel günleri severim , kutlamayı da coşkusunu da ..Şirketimiz bu yıl da bizleri unutmadı , bir kırmızı karanfilim var şu an masamda.
             
                 Kendime hediye de aldım :D  kitap siparişlerimi verdim az önce neler mi onlar ;


Aşk ve Gurur
Kış Günlüğü
Kayda Geçsin
Uyumsuz Defne Kaman''ın Maceraları: Su
Uyuyana Kadar

teşekkürler, birşey değil :))


Ayrıca bugün çok sevdiğim arkadaşım Nilüfer'in büyük kız EDA 'nın da doğumgünü . Eda'cığım yeni yaşını kutlar , ailenle güzel bir ömür sürmeni dilerim..





7 Mart 2012 Çarşamba

hava ısındı ,istediğim oldu ama sonuç..

Hava ısınamadı, üşüyorum diye mızmızladım günlerce.Şimdi bahar havası var İzmir'de,her şey güzel, hava açık ,içim kıpır kıpır..
Coşmak için hafta sonlarını bekleyen biz çalışan insan grubu , bu güzel günlerin tadını çıkaracağız  diye beklerken ;  cuma-cumartesi ve pazar günü seminere gideceğimiz  aklıma gelince nasıl  bir hal alıyor yüzüm :)

  ben hangisiyim bilin :D

İyi yanı mesleki açıdan gitmeyi çok istediğim bir seminer olması, herkese iyi hafta sonları olsun.

6 Mart 2012 Salı

hafta sonundan notlar..

Haftasonumuz o kadar hareketli geçti ki buraya yazmaya üşenmiştim .Ama paylaşmadan edemeyeceğim şeyler vardı.
Cuma akşamı Yalan Dünya izlendi maaile , kahkaha gürültü .. Cumartesi sabahı açılışımız vardı iş yerine geldik , dönüşte de İrem'in sınıf arkadaşı Sıla ve annesi ile ablası misafirimiz oldular.İrem heyecanlıydı hazırlıklarda bana yardımcı oldu.Milföy hamurlarını kesip bana hazırlaması ve telaşı izlenmeye değerdi. Odasını toparlamış bir de suyumu götüreyim dediğini duymuş anlamamıştım.Olay buymuş ;

kırk yıl düşünsem aklıma gelmez :)

Cumartesi  bol oyun bol sohbet ile gelip geçti, pazar sabahı İrem kurstayken ev işlerimi toparladım.Öğleden sonra  İMO (İnşaat Mühendisleri Odası) seçimlerine katıldık, eski dostlar, yıllardır görmediğim okul ve sınıf arkadaşlarımla görüşmek güzeldi.Çocuklar için  pek çok etkinlik düzenlenmiş olması orada çokça vakit geçirmemizi sağladı.
Can arkadaşım Özgül, eşi ve kızı Zeynep ile döndük eve, kızlar için defile , bizim için çay saati başladı ;)


Aralarındaki diyolog hoştu :
İ: Sen kiminle evlendin ?
Z: X kişi ile .. Sen?
İ: Y kişi ile,,
ve kek yemeye devam ettiler ,çocukluk..

Pazar akşamının vazgeçilmezi Umutsuz ev Kadınları  ardından Behzat Ç.ile son buldu dolu dolu tatil günleri..

GÖÇEBE- Stephenie MEYER

GÖÇEBE  , Stephenie MEYER 'in  Alacakaranlık Serisinden  sonra okuduğum kitabıdır.




Dünyamız görünmeyen bir düşman tarafından istila edilmişti. İnsanların bedenleri, bu istilacılar için sahiplik yaparken bedenler bir değişikliğe uğramamış gibi görünse de, zihinleri ele geçiriliyordu. Neredeyse herkes teslim olmuştu.

Geriye kalan vahşi birkaç insandan biri olan Melanie, yakalandığı zaman sonunun geldiğine inanır. Göçebe, Melanie'nin bedenini alan ruh, yetkililer tarafından bir insan bedeninin içinde yaşarken karşılaşabileceği zorluklar hakkında uyarılmıştır: Baskın duygular, hislerin yoğunluğu, çok canlı olabilen anılar Ama Göçebe'nin beklemediği bir zorluk vardır: Bedeninin önceki sakini zihninden vazgeçmeyi reddeder.

Göçebe, Melanie'nin düşüncelerinin derinlerine inerek geri kalan insanların nerde olduğunu öğrenmeye çalışır. Ama Melanie'nin zihninde tek görebildiği, sevdiği adamın, hâlâ saklanan bir insan olan Jared'ın hayalidir. Bedeninin arzularına direnemeyen Göçebe, yakalamak zorunda olduğu bu adama karşı özlem duymaya başlar. Dış güçler, Göçebe ve Melanie'yi, aslında istemeseler de, ortak bir hedefte birleştirir ve birlikte sevdikleri adamı bulmak için tehlikeli ve sonu belli olmayan bir macera için yola koyulurlar.

Zamanımızın en çok ilgi uyandıran yazarlarından biri olan Stephenie Meyer, aşkın direnci ve insan olmanın asıl anlamını anlatan, unutulmaz ve heyecan dolu bir romanla yine sizlerle beraber.




Göçebe ve Melanie yalnız değillerdi.
ben vardım bir de ..

hani okuduğunuz kitabın içindesinizdir ya , roman kahramanı ile bütünleşirsiniz.
burada iki kişi vardı beni yanlarına kabul etmeleri zor oldu :)

iyi ki oradaydım ..Ian mı Jared mi derseniz ? bir düşünelim bakalım derim ;)






Sen Kimsin

Pazartesinin dayanılmaz çekiciliği , İrem'İn iş yerimize gelmesi ile daha bir şenlendi .Nedendir bilinmez anne babanın iş yeri hep cazip gelir çocuklara.Ben küçükken de böyleydi, annem ve babam sınıf öğretmeni olmalarına rağmen..sıralardan diğer sıralara..
Mesai bittiğinde arkadaşlarımızın da katılımı ile sinemaya gittik.Sen Kimsin'i izledik , Tolga Çevik kendine has tarzı ile iyi iş çıkartmış.Son zamanlarda ekranda görünmeyen Köksal Engür, Toprak Sergen, Pelin Körmükçü de rollerinin hakkını vermişler.İlk yarı da eğlenceliydi fakat ikinci yarı gülmeden geçirdiğimiz bir sahne olmadı denebilir.İrem çok eğlendi.Dedektifin sakarlıkları yok artık diyeceğimiz cinsten, İsmail abi 'nin katıldığı diyaloglar ise tatlı bir nasıl yani 'lere dönüşüyor :)
Konusu şöyle ;
Tekin (Tolga Çevik) ve emekli trafik polisi yardımcısı İsmail Abi (Köksal Engür), kaybolan bir kızı bulmak için, hayatları pahasına her türlü tehlikeyi göze alır. Sıradan bir kayıp kız vakasının peşinde başlayan hikaye, hesaplaşmaların, oyun içinde oyunların geliştiği bir maceraya dönüşür. Kim masum, kim suçlu birbirine karışır. Hafiyelerimizin tek bir hatası vardır, o da kendi yöntemlerini kullanmak!Tolga Çevik'in başrolünü üstlendiği 'Hayırdır Tekin!' filminde, Köksal Engür, Toprak Sergen, Pelin Körmükçü ve Zeynep Özder rol alıyor.Yönetmen: Ozan Açıktan.
 BKM filmin yapımcılığını üstlendiği filmin senaryosunu Tolga Çevik, Levent Pala ve Ozan Açıktan yazdı.








Bu filmin üzerine Son izlenir mi ? izlendi bile.Olaylar  biraz çözülmeye başladı, bazen bu kadar gizemli değil belki de herşey çok net diye düşünüyorum.


Üzerine Klon okunur mu , o da oldu , okundu .. sonra çeşit çeşit rüyalar tabii.. Neyse yeni bir gün ve buradayız işte..

1 Mart 2012 Perşembe

Bir Gün -David Nicholls



Aşk bazen sandığınızdan daha yakındadır 

Yıllardan 1988, günlerden 15 Temmuzdur ve DEXTER ile EMMA henüz tanışmıştır. Ama birlikte geçirdikleri tek bir gün, sürekli birbirlerini düşünmelerine yetmiştir. 


Yirmi yıl boyunca devam eden inişli çıkışlı ilişkileri devam eder. Arkadaşlık adını verdikleri aralarında gelişen bu bağ aşktır aslında.Zaman içinde değişik yollardan geçerler, iş hayatında ve ilişkilerinde farklı dünyalarda yaşarlar.Ama aralarındaki bağ kopmaz.Sonunda ayrı kalamayacaklarını anlarlar , birlikte ve mutludurlar ta ki o güne kadar..

Bu kitabı okuyalı epey zaman geçti, dün akşam televizyonda filmine rastladım , gecenin bir vakti izlemesem olmaz dedim.
Kitaplardan uyarlanan filmler hayal kırıklığı yaşatır ya çoğunlukla, ben bu kez onu hissetmedim ve çok başarılı buldum.Seneler önce kitaptan aldığım hazzın benzerini aldım dün akşam.O duyguyu hissettirdi bana.
Bir Gün , insanı sarsan yarın hiç olmayacakmış gibi yaşamaya iten güzel bir kitap.Sonrasında filmini de izleyin pişman olmayacaksınız ;)







29 Şubat 2012 Çarşamba

Yağmur Akşamları-Selim İLERİ

Kitabın arka kapağından ;


Birçok gece vardır ki, eve kendi kendime döndüm. Hayata kendi kendime dönmeye çalışarak. İnsanlara iyi şeyler yazmaya çalıştım, iyi sözler. Kendi kendimeyken. Kendi başıma bir şeyler yazmak ve yapmaktı hepsi, belki, bir gün başkalarının acısını dile getirebilirim, yapraklar havuzda yansı, yemyeşil, solgun yeşil, çok özlenmiş uyku… ölüm uykusu, ölüme götüren uyku.
Öykücülüğümüzün dönemeçlerinden birini oluşturan Selim İleri, Yağmur Akşamları adlı yeni öykü kitabıyla bir kez daha okurlarına kendi yazı evreninin kapılarını aralıyor. Tüm yaşamların içinde biriken tortuların, tozun, toprağın, ağırlığın arasından, bizleri hayata hapseden her şeyin içinden sıyrılıp gelen öyküler bunlar…
Yıllardır bir kenara bırakılan, iz bırakmadığı sanılıp unutulmuş hesapların apansız birer baskını… Doğu’nun ve Batı’nın alet edildiği karanlık siyasetler arasında yolunu arayan yapayalnız bireyler… Yürek burkan hesaplaşmalar: Yağmur Akşamları.
Günün, gündelik değerlerin değil, tüm günlerin yazarı Selim İleri’den gerçek edebiyat tutkunları için…


Selim İleri sekiz öyküden oluşan bu kitabında kendisini, Türk edebiyatını, yazarlık kavramını işlemiş.Her öykü kendi içinde alıp sarsıyor sizi.Bende mideme kramplar sokan ,sancılar çektiren cümlelerin yaratıcısı Selim İleri'ye  daha bir hayranlık uyandırdı .
Özellikle Yağmur Akşamları başlıklı öyküde, Lale Dilek kimdir ? sorusu takılıp kalıyor düşüncelerimize.Selçuk Baran 'mış adı geçen kişi.