J.D SALINGER
Çavdar Tarlasında Çocuklar
"Pek çok insanın hakkında konuştuğum için üzgünüm. Bildiğim tek şey; size anlattığım herkesi biraz özlüyorum. Bizim Stradlater'ı ve Ackley'i bile, sözgelimi. Sanırım o lanet Maurice'i bile özlüyorum. Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra." Çavdar Tarlasında Çocuklar", Salinger'ın tek romanı. Ergenlik çağının içinde, yetişkin dünyanın düzenine karşı isyankar bir çocuğun, bir Noel öncesi başına gelenler... Bu sürecin bir psikiyatri kliniğinde noktalanışı. Holden Caulfield'in masumiyet arayışının iç burkucu romanı. Belki de Salinger'ın. 993'te Franny ve Zoey ile Dokuz Öykü adlı kitaplarını yayımladığımız Salinger, 1963'ten buyana yeni bir yapıt yayımlamamasına ve neredeyse efsane haline gelmiş bir gizlilik içinde yaşamasına karşın, dünya edebiyat gündemindeki yerini hep koruyor."
Kitaba başladığımda giriş kısmını çekici bulmadım ve okumanın zor olacağını düşündüm.Neydi öyle sürekli " filan " kelimesi kullanılıyordu konudan konuya geçiyordu . Filan :) Ama sonrasında elimden bırakamadım.Bu geçişler , filan 'lar abartılar hoşuma gitmeye başladı.Yaşlı birini anlatırken herhalde binbeşyüz yaşındaydı, zamanı değerliyken milyon yıl bekledim demesi çocukça ve eğlenceliydi.
Holden ergenlik çağında okuduğu okuldan atılmış büyüklerin sahtekar dünyasına uyum sağlamayı reddeden , hayat oyununu kurallarına göre oynamayan bir ayrık otu.Psikiyatri kliniğine yatıp tedavi olması sürecinde o ne yapıyor ? İnsanlardan uzaklaşıp tenha bir kulübede yaşamak istiyor.Paraya , şan şöhrete,fiyakaya ,aşırılıklara,sahteciliğe, çocuklara yapılan haksızlıklara tahammülü yok .
Zaten değer vermediğini lanet para, lanet film v.b ifadelerle yansıtıyor bizlere.
Kardeşinin ölümü hayatında büyük yer tutuyor,kızkardeşi Phoebe onun için çok değerli..Onunla bir konuşmasında ;
"Her neyse, hep, büyük bir çavdar tarlasında oyun oynayan çocuklar getiriyorum gözümün önüne. Binlerce çocuk, başka kimse yok ortalıkta -yetişkin hiç kimse, yani- benden başka. Ve çılgın bir uçurumun kenarında durmuşum. Ne yapıyorum, uçuruma yaklaşan herkesi yakalıyorum; nereye gittiklerine hiç bakmadan koşarlarken, ben bir yerlerden çıkıyor, oonları yakalıyorum.. Bütün gün yalnızca bu işi yapıyorum. Ben, çavdar tarlasında çocukları yakalayan biri olmak isterdim."
diyor Holden. Küçüklerin dünyasında büyük düşünen bir yalnız adam .
Haksızlığı sevmiyor, küçük düşürücü hareketlere tahammülü yok, kardeşinin okulunda duvarlara yazılan " seni...." yazısı onu oldukça rahatsız ediyor mesela..
Eve dönmek istemediği bir akşam genç bir öğretmenine gidiyor.Tacize uğruyor oradan ayrılıyor.İçiniz acıyor onu okurken, sonra imkanı olduğu halde ilk kez ilişkide bulunacağı kızın tipine , haline gıcık oluyor ve onu kibarca geri çeviriyor.
Ağabeyi Hollywood'da film senaryoları yazıyor.Holden onu anlayamıyor , bu kadar iyi yazıyorken o sektörde olmasına kızıyor.Holden kendisi de iyi bir okur ve tek geçtiği ders İngilizce .
Şakalaşmayı seviyor, yeni tanıştığı insanlara yalan yanlış kurgularda geliştiği gibi anlatıyor kendisini bundan zevk alıyor.
Kendisinden başka kimseye zarar vermiyor ama geleceği ile ilgili büyükleri de pek dinlemiyor.
Sonuca gelirsek ; kesinlikle okunmalı bu kitap.Konusu, yazarın muhteşem anlatımı ve yarattığı kahramanları ile okuma ziyafeti için okunmalı.