19 Şubat 2013 Salı

Amin MAALOUF -Doğudan Uzakta




Arka Kapak :

Geçmiş... bıraktığın yerde mi hâlâ?

Amin Maalouftan unutulmayacak bir "eve dönüş" romanı Amin Maaloufun merakla beklenen yeni romanı Doğudan Uzakta, kaderin ve tarihin acımasızlığında terk ettikleri yurtlarına dönen bir grup arkadaşın hikâyesini anlatıyor.

Doğudan Uzakta, bir yüzleşmenin romanı: Gençliklerinin en güzel dönemlerini bir arada geçiren, ülkelerinde patlak veren iç savaştan sonra farklı yerlere dağılan ve yıllar sonra, eski arkadaşlarından birinin cenazesi için tekrar ülkelerine dönen bir grup arkadaş... Açıkça belirtilmese de Lübnan İç Savaşının getirdiği yıkımlara ve Ortadoğu coğrafyasının kültürel, tarihsel ve toplumsal sorunlarına dair çok çarpıcı gözlemlere de yer veren Doğudan Uzaktada Maalouf, yine en iyi bildiği şeyi yapıyor: Doğuyu anlatıyor.

Tadımlık:
"Yenikler her zaman kendilerini masum kurbanlar olarak göstermek eğilimindedirler. Ama bu gerçeğe tam uymaz, hiç de masum değildirler. Yenildikleri için suçludurlar. Kendi halklarına, kendi medeniyetlerine karşı suçludurlar. Sadece yöneticilerden değil, benden, senden, hepimizden bahsediyorum. Bugün tarihin mağluplarıysak, hem kendi gözümüzde hem de tüm dünyanın gözünde aşağılanmış durumdaysak, bu sadece başkalarının değil, öncelikle bizim suçumuzdur."


Amin Maalouf ile tanışmam çok eskilerdendir.Çok severim, tarihi kuru kuruya okumayı sevmeyenler için lezzetli anlatımı ile sarar okuyucuyu..Doğuyu en güzel anlatan yazarlardandır.
Doğudan Uzakta kitabını  blogger arkadaşım sevgili Ayşegül ile eş zamanlı okumak da bu kitabın keyfini arttırdı.

Adam 'ın başlattığı  bu hikayede arkadaşlarının hayatlarından kesitler buluyoruz.Her biri ile ayrı bir dünyaya yolculuk yapıyoruz..
Albert 'in hikayesi beni en çok etkileyen kısım oldu.
Ayrıca Adam -Semiramis'in yaşadıkları çok anlamlı gelmedi ..Ama çocukluğunda Hanim ile yaşadıkları çok ilgi çekici ve bilgilendirici idi.

Bu kitabı ve yaşamları sevdim.Okumak isteyenlere tavsiye ediyorum..
şimdi bazı kesitler ;)








14 Şubat 2013 Perşembe

Mine Söğüt - Beş Sevim Apartmanı


Arka Kapak :
Pürtelaş Sokağında kediler bir gün canhıraş feryatlarla ortalığı inlettiler. Pürtelaş Sokağındaki Beş Sevim Apartmanında tuhaf şeyler oluyordu. Beş pencereli, beş odalı, beş acayip insanın oturduğu Beş Sevim Apartmanında perdelerin arkasında tuhaf şeyler olup bitiyordu. Cinler aleminden gelenler, periler aleminden gelenler, cinperi aleminden gelenler, orada beş garip hikaye yazdılar... yazdılar... yazdılar.

Pardon, altı hikaye yazdılar. Bir de Doktor Samimi ve onun günlüğü var.
Rüyada günlük görmek iyi bir kitap okuyacağınıza işarettir. Rüyada günlük görülse de görülmese de Beş Sevim Apartmanını okumak iyiye işarettir, onu okuyanın gönül gözü açılır, peri kızları rüyasına girer.
Mine Söğüt ilk romanı Beş Sevim Apartmanı ile okuyanı cinperi alemine götürüyor, uzun bir masal dinletir gibi, anlatır gibi, gösterir gibi.


Yorumum ;
Yazar ile tanışmam bu kitap sayesinde oldu..Diğer kitaplarını da kesinlikle edinip okumaya karar verdim.
Cin peri hikayelerinden hoşlananlara, eğlenceli, düşündürücü ,hoş bir kitap ;)

8 Ocak 2013 Salı

Maxime CHATTAM-Başka Bir Dünya Üçlü İttifak


Kitap tanıtımından : 

Büyük Fırtınanın gelişiyle bütün Manhattan karanlığa gömülmüştü, her yerde kaos vardı.
Garip bir mavi akım kendine kurban ararcasına binaların arasında dolaşıyor ve ardında bir duman bırakıyordu.
Matt ve Tobias uyandıklarında şehir artık eskisinden çok farklıydı, aileleri de.
Yaşadıkları korkuyu üzerlerinden hemen atmalı ve harekete geçmeliydiler. Çünkü neler olduğunu öğrenmeli ve...
Başka bir dünyada hayatta kalmayı başarmalıydılar.
Tüm dünyada büyük bir okuyucu kitlesine sahip usta yazar Maxime Chattam yepyeni bir seriyle yine korkutuyor.

yorumum ;

Ne yazarsa yazsın okurum dediğim yazarlardandır Maxime Chattam.
Gaia Teorisi kitabı ile değişim sinyallerini vermişti.Böylesi bir tarz ile beklemiyordum açıkçası. Bu defa korkutmadı, heyecanlandırdı.Tam bir macera idi.
Üçlü İttifak  ile  Başka Bir Dünya'ya giriş yaptık .Hevesle devamını bekliyor olacağım .
Twilight kesmedi, Göçebe derken Açlık Oyunları ...
Tam zamanında geldin Başka Bİr Dünya :)


3 Ocak 2013 Perşembe

Edebiyat dünyasında şok !

              Dün bu haber damgasını vurdu bana göre, Şeker Portakalı ve Fareler ve İnsanlar eserlerine sansür !
Her ikisi de temel eserler içinde yer alıyor.Şeker Portakalı çocukluğumun harikası :) Fareler ve İnsanlar'ı okumakta gecikmişim.Geçen aylarda okuyabildim.Malum matematik bölüm mezunuyum, mühendislik eğitimi aldım.Edebiyat dalında okusaydım mutlaka derslerde okuyup yorumlayacağım bir eser olurdu.

             Bir veli uygun bulmuyor, şilkayet üzerine kurulan komisyonda iki edebiyat öğretmeninin de olumsuz yönde imzaları var .ŞAşkınım,üzgünüm, çocuklarımızın eğitmenleri sonuçta bu kararı alanlar.
Sevgili Doğan Hızlan  çok güzel bir yazı yazmış köşesinde bugün  buradan inceleyebilirsiniz.
"2013 'e özgürlük tarihimizin giderek yok olacağını gösteren bir belgeyle girdik " diyor, edebiyat kısıtlanamaz.Edebiyat özgürlüktür ! ama istenen özgür , uygar bedenler değil ki bizi de üzen yanı bu.

             inadına Şeker Portakalı  , inadına  Fareler ve İnsanlar ,inadına özgürlük !


28 Aralık 2012 Cuma

yılın son MİM'i :)

kitaplarındunyası  sevgili Şevval mimlemiş beni :)

1. Mantığın mı yoksa duyguların mı ön plandadır?
Duygusal bir yapım var , mantığımla hareket eder, duygusallığı elden bırakmam :)

2.İnsanlar niye mutlu değiller? Niye gözlerinin önündeki mutlulukları görmüyor ve şükretmesini bilmiyorlar?

Bu konu biraz olgunlaşma ile de ilgili sanırım.Yaş ilerledikçe hayatı tanıyorsun,beklentilerini düşük tutuyorsun ve mutlu olmanın yollarını buluyorsun..Soruya gelince, insanlar  hayattan çok şey bekliyor mücadele etmiyorlar..

3.Çok para harcayıp keşke almasaydım ya da harcamasaydım dediğin bir şey var mı?

son zamanlarda olmadı böyle bir durum..

4.Haklı olduğun bir konuda hakkını savunur musun yoksa susmak adalet mi dersin ?

HAksızlığa asla tahammülüm yok ! maalesef hırçınlaşırım bu konuda..

5.Tok gözlü müsün yoksa herşeyim olsun diyenlerden misin?

her şeye sahip olmayı kim istemez ?

teşekkürler Şevvalcim..

25 Aralık 2012 Salı

Füruzan-Gecenin Öteki Yüzü



Arka Kapak

Füruzan'ın bu kitaptaki öyküleri, onu "çağdaş bir klasik" yapan örneklerden. Bir roman potansiyelini barındıran ve kitapla aynı adı taşıyan "Gecenin Öteki Yüzü", kare kare ayrıntılarıyla okuyucuyu atmosferine çekiyor. "Kanı Unutma", "Çocuk" ve "Sokaklarından Gemilerin Geçtiği Bir Kent" adlı diğer öyküler, kitabın Füruzan'a özgü canlı ve derin atmosferinin tamamlayıcıları.
"Gecenin Öteki Yüzü", Füruzan'ın öykücü kimliğinin köşe taşlarından.

Füruzan'ın okuduğum ikinci kitabı bu.Parasız Yatılı ile tanıştım Füruzan ile.İyi ki tanımışım , bana öyküyü sevdiren kadın ! Füruzan..

Gecenin Öteki Yüzü , 4 hikayeden oluşuyor.
Kanı Unutma,
Çocuk,
Sokaklarından Gemilerin Geçtiği Bir Kent,
ve Gecenin Öteki Yüzü..
her biri birbirinden güzel ve değerli..
Hikayelerde bir tad var, buruk da olsa sevilen , elinle dokunabileceğin kadar yakın karakterler, yüreklerine dokunabileceğin kadar kırılgan..

Kesinlikle okunmalı dediklerimden..

14 Aralık 2012 Cuma

Michael PALMER - 25.madde





Arka Kapak

"Sürprizlerle ve entrikalarla dolu… Beyaz Saray'ın ta kendisi!"
Başkan Bill Clinton

Madde 25: Başkanın Görevini Hakkıyla İdame Ettirememesi Durumunda ABD Başkan Yardımcısı, Başkanlık Görevine Getirilir.
Tıbbi gerilim türünün ustası Michael Palmer'dan soluksuz okuyacağınız, yepyeni bir gerilim romanı: 25. Madde
25.Madde'nin geçmişi, Amerika tarihinin en karanlık ve üzücü sayfalarına, 1963 yılında Başkan John F.Kennedy'nin suikastına dayanmaktadır.
Eğer Başkan komadaysa ya da görevlerini yerine getiremeyecek bir pozisyondaysa yapılması gereken şey nedir?


Palmer'ın şimdiye kadarki en orijinal ve en çok ses getirecek romanı 25. Madde, okuyucuları ileri tıp teknolojileri ve devlet politikasıyla iç içe geçmiş karmaşık yollara sürüklüyor. Başkanın hastalığı ve 25. Madde'nin varlığı, Amerika başkanı Andrew Stoddard'ın arkadaşı Dr. Gabe Singleton'ı kuşkulandırmış, başkanın hastalığının doğal sebeplerden kaynaklanıyor olabileceği konusunda derin şüphelere düşürmüştür.
Eğer şüpheleri doğruysa bunun kim, niçin ve en önemlisi nasıl yapmış olabilirdi?
Dr. Singleton, başkanın esrarengiz hastalığının ardındaki sır perdesini aralamak için gizli servis ajanlarından başlayıp, ABD Başkan Yardımcısı'na varana dek herkesi tek tek sorgular. Dr. Gabe Singleton, ABD Başkanı'nın başına gelen bu talihsiz olayın sorumlularını bulmaya kararlıdır. Soluksuz devam eden soruşturmalar ve kaçma kovalamaca, inanılmaz bir sürprizle son bulacaktır.

Her biri uluslararası çok satanlar listesine girmiş on dört adet romanın yazarı olan Palmer, yazarlığı yanı sıra Massachusetts'te ruhsal ve fiziksel hastalıkları, davranış bozukluğu veya kimyasal bağımlığı olan hekimlere yardım amaçlı kurulmuş bir klinikte görev yapmaktadır. Halen Doğu Massachusetts'de yaşamını sürdürmektedir.

Benim yorumuma gelince :

yazarın okuduğum ilk kitabı idi.Macera severlere uygun bir tarzı ve anlatımı var.Zaman zaman kopmalar da yaşadım ama güzel bir kurguya sahipti.

15 Kasım 2012 Perşembe

imza:kızın

imza :kızın 

evet yeni bir kitap tanıtımı ile buradayım , bu kez farklı ve sevindirici yanı kitaba bir yazım ile katkıda bulunmuş olmam :)

Bu projeyi bloglar aracılığı ile öğrenmiş ,  kabuk bağlamayan bir yaramı  kanatmak için kalem kağıda sarılmıştım.

Babamıza mektup yazacaktık, babam sevgili babam , rüyalarımda , hayallerimde ,kalbimde yaşattığım babama karşımda olsaydı söylemek istediklerimi yazdım.
İkinci kez okuyamadım, yazdım , gönderdim.

Şimdi okuma sırası sizde ;)

114  baba ile yüzleşeceğimiz bu kitap bugünden itibaren raflarda.Geliri YEKÜV ' e bağışlanacak.

Ve tabii bu işe gönül koyan , emeklerini esirgemeyen ;
Banu Özkan Tozluyurt , Selgin GB  ve Esra Aylin Akalın  'a  sonsuz teşekkürler.
Kendileri 24 Kasım günü TÜYAP kitap fuarında Yitik Ülke standında olacaklar , orada olmayı ve kendileri ile tanışmayı çok isterdim.Umarım İzmir Kitap Fuarı'na katılımları gerçekleşir :)




Arka Kapak

Kızlarından babalarına mektup var!
Çok özel kızlardan çok özel babalarına...

Babalar ve kızları arasındaki o çok özel, kızların tüm yaşamlarındaki en önemli düğümlerden biri olan ilişkiyi, kızları babalarına mektup yazarak anlattılar. Bir zamanlar babalarının küçük kızları olan üç kadın 'Hadi' dedi ve çeşitli yaşlardan, farklı kesimlerden, ayrı görüşlerden yüz küsur kadın kâğıdı kalemi eline alıp yaşamlarındaki ilk erkeğe, babalarına yazdıkları bir sayfa mektupla onların kendileri için ne kadar önemli olduğunu tüm yalınlığıyla ortaya koydular. Kimi 'Babam keşke hayatta olsaydı' diye iç geçirirken kimi 'Zamanında keşke yan yana dururken daha fazla anlatıp birbirimizi dinleyebilseydik' diyordu. Bu hayata hazırlanırken babası kimine güçlü bir dayanak olmuştu, kimisi içinse babası hatırlanması bile sonsuz acılar veren, en ufak tereddüt duymaksızın küçük kızını terk edip gitmiş bir adamdı.
Bir bakıma hepsi için tek bir gerçek vardı: içlerindeki küçük kız çocuğu salıncakla gökyüzüne doğru yükselip saçları rüzgârla savrulurken arkasında durup onu sallayan adamın güçlü kollarının öne doğru her gidişte kendisini daha yükseğe çıkaracağından emin olmak, salıncaktan inerken bir yeri incinmesin diye elini tuttuğunda onun avucunun sıcaklığını hissetmek istiyorlardı.
Geliri 21.Yüzyıl Eğitim ve Kültür Vakfı (YEKÜV) kanalıyla, çocukların eğitimi için bağışlanacak olan bu kitap, belki de daha önce ortaya konmamış "nasıl bir kız babası" olunacağının bir kılavuzu niteliğinde.


13 Kasım 2012 Salı

Pascal Mercier - Lizbon'a Gece Treni

Arka Kapak

Antik diller öğretmeni Raimund Gregorius lisede ders sırasında ansızın sınıftan çıkar, duyduğu Portekizce bir kelimenin büyüsüne kapılarak yaşadığı şehri, düzenli hayatını terk edip hakkında hiçbir şey bilmediği gizemli bir Portekizli'nin, doktor ve yazar Amadeu Prado'nun izini sürmek üzere Lizbon'a doğru trenle yola çıkar. Tesadüfen eline geçen ve Prado'nun, hayat, aşk, yalnızlık, arkadaşlık, ölümlülük ve ölümle ilgili notlarının bulunduğu kitabın etkisinden çıkamayan Gregorius, dilini bilmediği, ilk kez gittiği bu yabancı ülkede ve bu olağanüstü yolculuğu sırasında Prado'nun hayatının değişik evrelerinde yer almış insanlarla bir araya gelip onun farklı söylencelerle dokunmuş hikâyesinin derinlerine iner. Bir yandan da kendi içsel yolculuğunu sürdüren Gregorius, Diktatör Salazar'a karşı savaşmış Amadeu Prado'nun kişiliğinde kendine ve insana ilişkin pek çok sorunun yanıtını ararken, bir başkası olmanın dayanılmaz çekiciliğine de karşı koyamayacaktır. Lizbon'a Gece Treni, sadece Avrupa'dan değil, kendi zihnimizden ve ruhumuzdan da geçen ve dönüşü belli olmayan bir yolculuğun çok sesli, unutulmaz romanı.

Benim yorumum ;

Bu kitabı pek çok blog arkadaşımda görmüştüm.Özellikle Gülşah'ın  kitabı okurken yaptığı paylaşımların cazibesine kapıldım ve  sırada beklemekte olan kitapları bırakıp Lizbon'a Gece Treni'ni okumaya başladım ..

Az önce bittiğinde , iyi ki okumuşum dedim.Çok beğendim.Okuduklarımdan notlar almak pek adetim değildir.Ancak  Prado 'nun yazdıkları arasında öyle cümleler  var ki , unutmasam dediğim..Dolayısıyla  belki de ilk kez bu kadar çok not almışımdır.
ve tabii Gregorius gibi bilmediğim bir şehirde bilmediğim bir dille konuşulduğunu düşünüp,kendimi onun yerine  koyup düşüncelere de daldım.ki bu kitap okumanın en keyifli yanlarındandır ;)

Kitaptan etkilendiğim kısımları da sizlerle paylaşmak istiyorum.;

sf:27-28  Gregorius 'un Prado 'nun kitabında portresini incelediği anlar ,  "ilk tanışma.."

sf:29  Gregorius 'un  telefonu açmadan onu arayanlara yüksek sesle verdiği cevap.." ilk başkaldırı " sizin Mundus'unuz değilim dediği an.

sf:148  Peder 'in Prado'nun vedasından sonraki hisleri " Prado'yu tanımaya başlıyoruz"

sf:189  ... Numarayı çevirirken ,bir kayanın ucundan boşluğa atlarmış gibi hissetmişti kendini....

sf:190-191  Prado'nun kitabından alıntı Ölümün Akıl Karıştıran Gölgeleri .." Jorge ile ilk tanışma ve o ölüm korkusu ile ilgili  müthiş anlatım " 

sf:202  ... Hayat yaşadığımız şey değildir ; hayat yaşadığımızı hayal ettiğimiz şeydir , yazıyordu Prado...

sf:249  Prado ve babasının mektuplaşmalarından alıntılar ve Peder 'in  şu tasviri :  Amedeu bir kitap okuduğunda daha sonra o kitabın harfleri kalmaz.

sf: 287 Prado'nun  annesine yazdığı son paragraf

sf :325 ne demişti Prado ? " Ruh söz konusu olduğunda elimizde pek bir şey yoktur."









8 Kasım 2012 Perşembe



Arka Kapak Yazısı:
"..Sevdiklerimin yüzlerine düşen gölgelerin yarattığı değişik lekelere bakıp, anlamlarını okuyorum gizlice. Neler olacağına dair bir his kaplıyor içimi. Gördüklerimi kimselere anlatmıyorum. Bir ben biliyorum..."

"Saklanan bir çocuk, yıllarca gizlenmiş bir melek, kaybedenlere adres soran bir kayıp, hatırlarını ütüleyen bir ev hanımı, şiirlerini unutmuş bir şair, tüm suretlerini yok etmiş bir kadın, yüzlerdeki gölgeleri okuyan bir adam, falında çıkan kadını bekleyen bir talihsiz, bir rüya koleksiyoncusu, kuyruklu yıldız bekleyen bir genç, içinden tren sesleri geçen bir korkak, adresini şaşırmış bir mektup, evlerinde gönüllü hapis insanlar, dikenli teller, menekşeler, ağaçlara tırmanan hayaletler, unutulmuş çocuklar, karamel kokan bir ada... Bunların öykülerini sahici bir idlle, eskimiş fotoğrafları anımsar gibi anlatıyor Deniz Moralıgil" Aydın Şimşek


Kitap tanıtımının tanıtımı için yazdım bu postu.
Severek takip ettiğim Vladimir'in Derdi isimli blog yazarı arkadaşımızın  kitabıdır.
Paylaşmak istedim..