9 Ekim 2012 Salı
5 Ekim 2012 Cuma
Murathan Mungan-Kibrit Çöpleri
Arka Kapak
Murathan Mungan'ın alışılmadık kısalıkta, 1-1.5 sayfalık kısa öykülerini, kitapta yer alan şu cümleleri çok iyi anlatıyor:
En kısa hikâye parçasına an denir.
Bazı anlar bütün yaşamımızı belirler.
"Bütün yaşamımız" dediğimiz de o birkaç âna bakar aslında...
Bu yüzden yıllar sonra en çok hatırladıklarımız anlardır.
Gerisi bulanıktır. Geçmişi anlar berraklaştırır.
Kitaba başladığımda şaşırdım , birbirinden bağımsız 3,4 satırlık "an" lar vardı.İlerledikçe çoğaldı satırlar ve beni içine aldı.
Paylaşmak istediğim bir tanesi şöyle;
Başlangıçsızlığın Hikayesi
"Birini mi arıyorsun ?" dedi."Haydi çekinme sor." Gözbebekleri sert bakışlarına güç katan bir parlaklıkla ışıyordu.
Dudakları kıpırdayacak gibi oldu bir an ,ama suskunluğunu sürdürdü.
Diğeri ,"Bir zamandır herkes birbirini arıyor zaten.Yanlış yerde,yanlış zamanda ,eskiden burun kıvırdığımız bir oyunu seyreder gibi ," dedi.
Sessizliğini bozmaya karar verdiği gözbebeklerinde ışıdıilkin.Tek bir sözcük çıktı ağzından .Uzun cümleler ağırlığında ,tok bir sözcük.
Gerisini kimse duymadı.Arayan ,aranan her şey sözcüğün ardında kalıp kayboldu.Başlangıçsızlığın hikayesidir bu.Hiç karşılaşılmamış olmanın ,hiçbir gelecek vaat etmeyen hikayesi.Tıpkı diğer kısa hikayeler gibi.
Murathan Mungan kitabı okuduktan sonra edebi anlamda bal tadı alıyorum ;)
4 Ekim 2012 Perşembe
Pınar KÜR -Bitmeyen Aşk
Arka Kapak
Nedir aşk? Bir mucize mi, aklın kişiye bir oyunu mu?.. Nasıl bir afyondur ki insan, mantığın kalelerini bir anda yerle bir edip âşık olunanın ardından sersem ve serseri bir yaprak gibi savrulur? Bir kara büyü müdür?... Yoksa yalnızca bir ihtiyaç mı?
Nilgün'e göre, Sinan'a göre ve tarafsız, üçüncü bir göz olarak, yazara göre aşk bambaşka... Türün alışıldık örneklerine hiç benzemiyor Bitmeyen Aşk. Hem şiddetli duygu fırtınalarını hem de yarattığı sarsıntıların insan yaşamını nasıl yapılandırdığını bir potada eritiyor. Türk edebiyatının usta kalemi Pınar Kür, bu ruh durumunu bütün boyutlarıyla ele alırken, okuru da bir dördüncü göz olarak işin içine katıyor.
İnce işlenmiş ayrıntılarla kurgulanan Bitmeyen Aşk, okuru duygu-mantık ekseninde olağanüstü bir gezintiye çıkarıyor.
Nedir aşk? Bir mucize mi, aklın kişiye bir oyunu mu?.. Nasıl bir afyondur ki insan, mantığın kalelerini bir anda yerle bir edip âşık olunanın ardından sersem ve serseri bir yaprak gibi savrulur? Bir kara büyü müdür?... Yoksa yalnızca bir ihtiyaç mı?
Nilgün'e göre, Sinan'a göre ve tarafsız, üçüncü bir göz olarak, yazara göre aşk bambaşka... Türün alışıldık örneklerine hiç benzemiyor Bitmeyen Aşk. Hem şiddetli duygu fırtınalarını hem de yarattığı sarsıntıların insan yaşamını nasıl yapılandırdığını bir potada eritiyor. Türk edebiyatının usta kalemi Pınar Kür, bu ruh durumunu bütün boyutlarıyla ele alırken, okuru da bir dördüncü göz olarak işin içine katıyor.
İnce işlenmiş ayrıntılarla kurgulanan Bitmeyen Aşk, okuru duygu-mantık ekseninde olağanüstü bir gezintiye çıkarıyor.
Pınar Kür 'ü medyada yapmış olduğu program ile tanıdım.Maalesef :( yani programdaki duruşu ve onu tanımam değil hayıflanma sebebim .. bir yazarı kitapları ile tanımak daha güzel ve yerinde olurdu.
Okuduğum ilk kitabıydı, Bİtmeyen Aşk..
Bitmedi, bitemedi.. Yazarın kalemini, aşka bakışını, kurgusunu beğendim.Kitabı elimden bırakamadım.Yiine bazı kitaplarda olduğu gibi karakterleri sevemedim..
Yani hem sevdim, hem karışık hisler besledim.Nİlgün Sİnan'ı boğazlamayı düşündüğünde ben de düşündüm.Sinan'ın çocuk gibi ince şair kalbini sevdim.Nilgün'le bir ağladım ..
Yazar arada daha çok konudan kopma noktasına gelindiğinde araya girip sizi yönlendiriyor.İşte bu büyük ustalık..
Sonunu açık bırakmış, önce kızar gibi oldum.Sonra türlü düşüncelere daldım, değişik sonlar yazdım kafamda Nİlgün ve Sinan'a..
Hoşuma gitti bu durum.
Kitap zaman zaman Orhan Pamuk ,Masumiyet Müzesinde'ki hastalıklı ilişkiyi de canlandırdı beynimde ..
Kitap kitaplaşma etkinliğinde sevgili Gizem'in hediyesiydi, bu anlamda da değerli benim için :)
28 Eylül 2012 Cuma
H.Hüseyin ÜTÜN -Yarım Yüzlü Adam
Yine tanıtım ile başlayalım önce kitaptan ;
Arka Kapak
Ömer: Bir zavallı değil mi bu adam? Ne hüzün... Ey acıyarak bakan! Bu aşırı kırılgan duygusallık halinde ne dertler var biliyor musun? Kahroluyorsun işte sevgi ile bile baksa anan baban! En uzaktan geçen laf dolanıyor sanki sırtından sinsi bir yırtıcı gibi ve vuruyor ok arkandan. Çıldıracağım! Bu duvarlar da kapayamıyor artık zihnimi. Değil mi, örtemez artık hiçbir örtü bu mevcutta garip ucubeyi?
Kerem: Ne de hoş yürüyor baksana azalarım! Çiğnediği yer ne şanslı ki, müthiş bir güzellik üstünde tepiniyor. Güzelin hoyratlığı bile tatlıdır çünkü. Güneş bir sanatçı bugün, kapkara da olsa, o güzelin resmini bir kez daha yere çiziyor. Gölgelerdeki sureti bile tatlı. İkiyken bile yokluğunu düşündürüyor. Yalnız bu sert rüzgâr da ne? Besbelli denizden esiyor. Saçları dağıtan bir yaramaz... Dur aklım, bu düşünce ağır. Ama öyle, rüzgâr onu okşuyor. Sarıyor tenini tıpkı âşık gibi! Ey nice helaklara yol açan haşmetli rüzgâr. Yaratanına şikâyet ediyorum seni. Bir zikir ehli, dileniyor, sakın hafife alma. Çek tutkunum olduğum kadından heybetli bedenini.
Ömer: Bir hayat var orada! Taciz etmem anlamsız. Solgun siluetim ve kederli sözcüklerim neşesini bozmasın kimsenin! Bırakayım gülüşsünler, şakalaşsınlar. Eğlensin herkes doludizgin...
Zeynep: Neden bozasınız ki insanların neşesini? Hangi fikirler akla böylesine karanlık verir? Belki göremediğim biri var onu yargılayan. Öyle ya, yeri gelince en acımasız hâkim, insanın kendisidir...
Sevgili Hüseyin, sadece bir kitap yazmamış, şiirsel anlatımı gözünüzde canlanacak halde resmetmiş..
Ben bir oyun okuyacağımı biliyordum , kitabı daha önce okuyup yorumlayan arkadaşlarım olmuştu. Lise yıllarımda eğitim dahilinde okumuştum oyun yazılarını , sahne, perde , oyuncu1,oyuncu2 gibi terimler uzun zamandır yabancı kaldıklarımdı.
Yarım yüzlü adam , Ömer, erkek güzeli, ailesinin bir tanesi .. Bir kaza sonucu yüzünde örtülesi bir yarası oluyor ve bunu bir maske üzerine bir tül ile gizliyor.Zeynep ; Cem adlı ukala,züppe ,hadsiz ile nişanlı, Ömer 'e olan aşkı kitaba konu olan.
Bu aşkın ardından gelen Kerem-Buse aşkı ile bitiyor kitap.
Fazlaca karakter var ama her kafadan bir ses çıkmıyor, hepsi hayat rollerine düşenle hareket ediyorlar.
Beşir-Rahmi ikilisi her ortamda var.Herkesin aklından geçeni arsızca dillendirir gibiler bir nevi iç ses :)
Her şeyi bilen çocuk sahne alıyor bir ara , her şeyi bilmekten usanıyor en sonda..
Tam yüzü kapalının ardında kalbini ,aşkını gizleyen Kerem var.
Öyle güzel donatmış ki yazanı bu oyunu , ben zevkle okudum.İzlemek isterim bir gün sahnede ..
Kendisini tanımaktan dolayı çok mutluyum, teşekkürler Hüseyin Ütün ..
24 Eylül 2012 Pazartesi
John STEINBECK-Fareler ve İnsanlar
Arka Kapak
George ve iriyarı saf arkadaşı Lennie, yersiz yurtsuz kişilerdir. Dünyada sahip oldukları tek şey, aralarındaki dostluk ve kendilerine ait bir araziye sahip olma hayalidir... İki arkadaş, hayallerindeki arazi için gereken parayı biriktirmeyi planlamaktadır. Ama bir çocuğun zekâsına, aynı zamanda da korkunç bir güce sahip olan Lennie'nin başı sürekli derde girmektedir. Ve bu kez yine belaya bulaştığında, George'un çabaları arkadaşını kurtarmaya yetmeyecektir...
John Steinbeck'in Fareler ve İnsanlar adlı eseri okunması gereken kitaplar listelerinde gördüğüm , okumayı da geciktirdiğim bir kitaptı.
Kitabın konusu çok dokunaklı . İnsan ilişkileri, ezilen ve patron olan gruplar , kadının yeri ve duruşu gibi toplumsal temalara yer verilmiş.
Zekanın , fiziksel görüntü ile oluşturduğu tezat öne çıkan olmuş.Lennie'nin hassasiyetinin yol açtığı sonlar çok ironik..
Kesinlikle okunması gereken bir eser.
12 Eylül 2012 Çarşamba
Yarım Yüzlü Adam ; kitabım elime ulaştı
Sevgili Hüseyin Ütün bir çekilişle kendi yazdığı kitabını hediye ediyordu.Şanslı isimlerden biriydim .Yarım Yüzlü Adam isimli kitap az önce elime ulaştı.
Çok teşekkür ediyorum en yakın zamanda okuyup yorumlarımı paylaşacağım.
Elif ŞAFAK- ARAF
Arka Kapak
"İyi de bir insana neden ömür boyu geçerli olacak şekilde tek bir isim veriliyordu başka bir isim de verilebilecekken, hatta isminin harfleri karıştırılıp aynı isimden yenileri türetilebilecekken? Kendimiz de dahil etrafımızdaki her şeyi yeniden adlandırma şansı ne zaman alınmıştı elimizden?
Doğuştan bana verilen bir isme ilanihaye mıhlanıp yapıştığımı bilmek nasıl sıkmaz ki canımı, hayattaki yegâne tesellim kendim olmamayı başarabilme şansım iken? İsimleri sonsuza kadar sabitleyen bir dünyaya saplanmışım, harflerin çığırından çıkmasına izin vermeyen. Ama ne vakit kaşığımı alfabe çorbasına daldırsam ismimi ve onunla birlikte kaderimi yeniden düzenlemek üzere yeni harfler yakalamayı umuyorum."
www.dr.com 'dan.
Araf çok etkileyici bir kitap.
Farklı dinlerden, kültürlerden gelmiş öğrencilerin Amerika'da yaşamlarını konu alıyor. Karakterlerin her biri mozaiğin birer parçası sanki.
Hem çok uzaklar hem birbirlerini çekip tamamlıyorlar.
Konu Ömer ve ev arkadaşı ile başlıyor , ilerleyen sayfalarda başa dönüyoruz.Okurken arafta olmak ile ilişkilendirememiştim önce ama öyle bir final oldu ki, hepimiz ARAF 'taydık artık.
Elif ŞAfak kitaplarında yabancılaşma, yabancı kültür ve şehirlerde yaşananlar ,az biraz da olsa cinler bu kitapta da vardı.
Ben beğendim , okumakta geç bile kaldığım bir kitaptı.
6 Eylül 2012 Perşembe
Emma Donoghue - ODA
Arka Kapak
"Oda'da her türlü duygusal darbe var. Ama duyguyu mümkün kılan şey, kitabın kusursuzca kurgulanmış olması. Oda öylesine güzel düşünülmüş ki, hiçbir şekilde yapmacık gelmiyor. Ama uyarmış olayım, bir içeri girdiniz mi, son sayfaya kadar Donoghue'nun gönüllü tutsağı olacaksınız."
Newsweek
"Oda anne sevgisinin şimdiye kadar okuduğum en hayat dolu, en ışıltılı, en güzel ifadesi. "
Irish Times
Beş yaşındaki Jack'e göre, Oda bütün dünyadır: Doğduğu, Anne'siyle birlikte yemek yediği, oyun oynadığı, Televizyon seyrettiği ve Dışarısı hakkında bütün bildiklerini öğrendiği yer. Yaşlı Nick'in geleceği akşamlar, Anne onu güvenle uyuması için Gardırop'a kapatır.
Oda Jack'in yuvasıdır, oysa Anne için burası yedi yıldır kapatıldığı zindandan başka bir şey değildir. Anne, azim ve beceri ve ana sevgisiyle, oğluna özel bir hayat yaratmıştır ama, Jack'in soruları çoğaldıkça, onun çaresizliği de artmaktadır. Yine de, asıl sorunlar Büyük Firar'dan sonra Dışarısı'nda beklemektedir onları… Jack'in yaratıcı, komik ve iç yakıcı sesiyle anlatılan Oda, sevgileri imkânsızdan sağ çıkmalarını sağlayan bir ana-oğulun güçlü hikâyesi.
www.dr.com.tr 'den alıntıdır.
Boşluklarda önceden okuduğum kitapların tanıtımına davam ediyorum.
Oda, yüzüme tokat gibi çarpan kitaplardan.Çok etkilendiğimi hatırlıyorum.Sarsıcı..güçlü bir hikaye.
Şemspare için çekiliş-Paris in me
bir güzel kitap için de çekiliş haberim var , burada
Pari in me'den..
Pari in me'den..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









