5 Ekim 2012 Cuma

Murathan Mungan-Kibrit Çöpleri




Arka Kapak

 Murathan Mungan'ın alışılmadık kısalıkta, 1-1.5 sayfalık kısa öykülerini, kitapta yer alan şu cümleleri çok iyi anlatıyor:
En kısa hikâye parçasına an denir.
Bazı anlar bütün yaşamımızı belirler.
"Bütün yaşamımız" dediğimiz de o birkaç âna bakar aslında...
Bu yüzden yıllar sonra en çok hatırladıklarımız anlardır.
Gerisi bulanıktır. Geçmişi anlar berraklaştırır.

Kitaba başladığımda şaşırdım , birbirinden bağımsız 3,4 satırlık "an" lar vardı.İlerledikçe çoğaldı satırlar ve beni içine aldı.
Paylaşmak istediğim bir tanesi şöyle;

Başlangıçsızlığın Hikayesi 
"Birini mi arıyorsun ?" dedi."Haydi çekinme sor." Gözbebekleri sert bakışlarına güç katan bir parlaklıkla ışıyordu.
Dudakları kıpırdayacak gibi oldu bir an ,ama suskunluğunu sürdürdü.
Diğeri ,"Bir zamandır herkes birbirini arıyor zaten.Yanlış yerde,yanlış zamanda ,eskiden burun kıvırdığımız bir oyunu seyreder gibi ," dedi.
Sessizliğini bozmaya karar verdiği gözbebeklerinde ışıdıilkin.Tek bir sözcük çıktı ağzından .Uzun cümleler ağırlığında ,tok bir sözcük.
Gerisini kimse duymadı.Arayan ,aranan her şey sözcüğün ardında kalıp kayboldu.Başlangıçsızlığın hikayesidir bu.Hiç karşılaşılmamış olmanın ,hiçbir gelecek vaat etmeyen hikayesi.Tıpkı diğer kısa hikayeler gibi.

Murathan Mungan kitabı okuduktan sonra edebi anlamda bal tadı alıyorum ;)

4 Ekim 2012 Perşembe

Pınar KÜR -Bitmeyen Aşk

Arka Kapak

Nedir aşk? Bir mucize mi, aklın kişiye bir oyunu mu?.. Nasıl bir afyondur ki insan, mantığın kalelerini bir anda yerle bir edip âşık olunanın ardından sersem ve serseri bir yaprak gibi savrulur? Bir kara büyü müdür?... Yoksa yalnızca bir ihtiyaç mı?
Nilgün'e göre, Sinan'a göre ve tarafsız, üçüncü bir göz olarak, yazara göre aşk bambaşka... Türün alışıldık örneklerine hiç benzemiyor Bitmeyen Aşk. Hem şiddetli duygu fırtınalarını hem de yarattığı sarsıntıların insan yaşamını nasıl yapılandırdığını bir potada eritiyor. Türk edebiyatının usta kalemi Pınar Kür, bu ruh durumunu bütün boyutlarıyla ele alırken, okuru da bir dördüncü göz olarak işin içine katıyor.

İnce işlenmiş ayrıntılarla kurgulanan Bitmeyen Aşk, okuru duygu-mantık ekseninde olağanüstü bir gezintiye çıkarıyor.


Pınar Kür 'ü medyada yapmış olduğu program ile tanıdım.Maalesef :( yani programdaki duruşu ve onu tanımam değil hayıflanma sebebim .. bir yazarı kitapları ile tanımak daha güzel  ve yerinde olurdu.
Okuduğum ilk kitabıydı, Bİtmeyen Aşk..
Bitmedi, bitemedi.. Yazarın kalemini, aşka bakışını, kurgusunu beğendim.Kitabı elimden bırakamadım.Yiine bazı kitaplarda olduğu gibi karakterleri sevemedim..
Yani hem sevdim, hem  karışık hisler besledim.Nİlgün Sİnan'ı boğazlamayı düşündüğünde ben de düşündüm.Sinan'ın çocuk gibi ince şair kalbini sevdim.Nilgün'le bir ağladım ..
Yazar  arada  daha çok  konudan kopma noktasına gelindiğinde araya girip sizi yönlendiriyor.İşte bu büyük ustalık..
Sonunu açık bırakmış, önce kızar gibi oldum.Sonra türlü  düşüncelere daldım, değişik sonlar yazdım kafamda Nİlgün ve Sinan'a..
Hoşuma gitti bu durum.
Kitap zaman zaman Orhan Pamuk ,Masumiyet Müzesinde'ki hastalıklı ilişkiyi de canlandırdı beynimde ..

Kitap kitaplaşma etkinliğinde sevgili Gizem'in hediyesiydi, bu anlamda da değerli benim için :)



28 Eylül 2012 Cuma

H.Hüseyin ÜTÜN -Yarım Yüzlü Adam


Yine tanıtım ile başlayalım önce kitaptan ;
Arka Kapak

Ömer: Bir zavallı değil mi bu adam? Ne hüzün... Ey acıyarak bakan! Bu aşırı kırılgan duygusallık halinde ne dertler var biliyor musun? Kahroluyorsun işte sevgi ile bile baksa anan baban! En uzaktan geçen laf dolanıyor sanki sırtından sinsi bir yırtıcı gibi ve vuruyor ok arkandan. Çıldıracağım! Bu duvarlar da kapayamıyor artık zihnimi. Değil mi, örtemez artık hiçbir örtü bu mevcutta garip ucubeyi?

Kerem: Ne de hoş yürüyor baksana azalarım! Çiğnediği yer ne şanslı ki, müthiş bir güzellik üstünde tepiniyor. Güzelin hoyratlığı bile tatlıdır çünkü. Güneş bir sanatçı bugün, kapkara da olsa, o güzelin resmini bir kez daha yere çiziyor. Gölgelerdeki sureti bile tatlı. İkiyken bile yokluğunu düşündürüyor. Yalnız bu sert rüzgâr da ne? Besbelli denizden esiyor. Saçları dağıtan bir yaramaz... Dur aklım, bu düşünce ağır. Ama öyle, rüzgâr onu okşuyor. Sarıyor tenini tıpkı âşık gibi! Ey nice helaklara yol açan haşmetli rüzgâr. Yaratanına şikâyet ediyorum seni. Bir zikir ehli, dileniyor, sakın hafife alma. Çek tutkunum olduğum kadından heybetli bedenini.

Ömer: Bir hayat var orada! Taciz etmem anlamsız. Solgun siluetim ve kederli sözcüklerim neşesini bozmasın kimsenin! Bırakayım gülüşsünler, şakalaşsınlar. Eğlensin herkes doludizgin...

Zeynep: Neden bozasınız ki insanların neşesini? Hangi fikirler akla böylesine karanlık verir? Belki göremediğim biri var onu yargılayan. Öyle ya, yeri gelince en acımasız hâkim, insanın kendisidir...




Sevgili Hüseyin, sadece bir kitap yazmamış, şiirsel anlatımı gözünüzde canlanacak halde resmetmiş..

Ben bir oyun okuyacağımı biliyordum , kitabı daha önce okuyup yorumlayan arkadaşlarım olmuştu. Lise yıllarımda eğitim dahilinde okumuştum oyun yazılarını , sahne, perde , oyuncu1,oyuncu2 gibi terimler uzun zamandır yabancı kaldıklarımdı.

Yarım yüzlü adam , Ömer, erkek güzeli, ailesinin bir tanesi .. Bir kaza sonucu yüzünde örtülesi bir yarası oluyor ve bunu  bir maske üzerine bir tül ile gizliyor.Zeynep ;  Cem adlı ukala,züppe ,hadsiz ile nişanlı, Ömer 'e olan aşkı kitaba konu olan.
Bu aşkın ardından gelen Kerem-Buse aşkı ile bitiyor kitap.

Fazlaca karakter var ama her kafadan bir ses çıkmıyor, hepsi hayat rollerine düşenle hareket ediyorlar.
Beşir-Rahmi ikilisi her ortamda var.Herkesin aklından geçeni arsızca dillendirir gibiler bir nevi iç ses :)
Her şeyi bilen çocuk sahne alıyor  bir ara , her şeyi bilmekten usanıyor en sonda..
Tam yüzü kapalının ardında kalbini ,aşkını gizleyen Kerem var.

Öyle güzel  donatmış ki yazanı bu oyunu ,  ben  zevkle okudum.İzlemek isterim bir gün sahnede ..

Kendisini tanımaktan dolayı çok mutluyum, teşekkürler Hüseyin Ütün ..

24 Eylül 2012 Pazartesi

John STEINBECK-Fareler ve İnsanlar



Arka Kapak

George ve iriyarı saf arkadaşı Lennie, yersiz yurtsuz kişilerdir. Dünyada sahip oldukları tek şey, aralarındaki dostluk ve kendilerine ait bir araziye sahip olma hayalidir... İki arkadaş, hayallerindeki arazi için gereken parayı biriktirmeyi planlamaktadır. Ama bir çocuğun zekâsına, aynı zamanda da korkunç bir güce sahip olan Lennie'nin başı sürekli derde girmektedir. Ve bu kez yine belaya bulaştığında, George'un çabaları arkadaşını kurtarmaya yetmeyecektir...

John Steinbeck'in Fareler ve İnsanlar adlı  eseri  okunması gereken kitaplar listelerinde gördüğüm , okumayı da geciktirdiğim bir kitaptı.
Kitabın konusu çok dokunaklı . İnsan ilişkileri, ezilen ve patron olan gruplar , kadının yeri ve duruşu gibi toplumsal  temalara yer verilmiş. 
Zekanın  ,  fiziksel  görüntü ile oluşturduğu  tezat  öne çıkan olmuş.Lennie'nin hassasiyetinin yol açtığı sonlar  çok ironik..
Kesinlikle okunması gereken bir eser.

12 Eylül 2012 Çarşamba

Yarım Yüzlü Adam ; kitabım elime ulaştı




Sevgili Hüseyin Ütün  bir çekilişle kendi yazdığı kitabını hediye ediyordu.Şanslı isimlerden biriydim .Yarım Yüzlü Adam  isimli kitap  az önce elime ulaştı.
Çok teşekkür ediyorum en yakın zamanda okuyup yorumlarımı paylaşacağım.

Elif ŞAFAK- ARAF




Arka Kapak

"İyi de bir insana neden ömür boyu geçerli olacak şekilde tek bir isim veriliyordu başka bir isim de verilebilecekken, hatta isminin harfleri karıştırılıp aynı isimden yenileri türetilebilecekken? Kendimiz de dahil etrafımızdaki her şeyi yeniden adlandırma şansı ne zaman alınmıştı elimizden?
Doğuştan bana verilen bir isme ilanihaye mıhlanıp yapıştığımı bilmek nasıl sıkmaz ki canımı, hayattaki yegâne tesellim kendim olmamayı başarabilme şansım iken? İsimleri sonsuza kadar sabitleyen bir dünyaya saplanmışım, harflerin çığırından çıkmasına izin vermeyen. Ama ne vakit kaşığımı alfabe çorbasına daldırsam ismimi ve onunla birlikte kaderimi yeniden düzenlemek üzere yeni harfler yakalamayı umuyorum."

www.dr.com 'dan.

Araf çok etkileyici bir kitap.
Farklı  dinlerden, kültürlerden gelmiş  öğrencilerin Amerika'da  yaşamlarını konu alıyor. Karakterlerin her biri mozaiğin birer parçası sanki.
Hem  çok uzaklar hem birbirlerini çekip tamamlıyorlar.
Konu  Ömer ve ev arkadaşı ile başlıyor , ilerleyen sayfalarda başa dönüyoruz.Okurken  arafta olmak ile ilişkilendirememiştim önce ama öyle bir final oldu ki, hepimiz ARAF 'taydık artık.

Elif ŞAfak kitaplarında yabancılaşma, yabancı kültür ve şehirlerde yaşananlar ,az biraz da olsa cinler bu kitapta da vardı.

Ben beğendim , okumakta geç bile kaldığım bir kitaptı.

6 Eylül 2012 Perşembe

Emma Donoghue - ODA



Arka Kapak

"Oda'da her türlü duygusal darbe var. Ama duyguyu mümkün kılan şey, kitabın kusursuzca kurgulanmış olması. Oda öylesine güzel düşünülmüş ki, hiçbir şekilde yapmacık gelmiyor. Ama uyarmış olayım, bir içeri girdiniz mi, son sayfaya kadar Donoghue'nun gönüllü tutsağı olacaksınız."
Newsweek

"Oda anne sevgisinin şimdiye kadar okuduğum en hayat dolu, en ışıltılı, en güzel ifadesi. "
Irish Times

Beş yaşındaki Jack'e göre, Oda bütün dünyadır: Doğduğu, Anne'siyle birlikte yemek yediği, oyun oynadığı, Televizyon seyrettiği ve Dışarısı hakkında bütün bildiklerini öğrendiği yer. Yaşlı Nick'in geleceği akşamlar, Anne onu güvenle uyuması için Gardırop'a kapatır.

Oda Jack'in yuvasıdır, oysa Anne için burası yedi yıldır kapatıldığı zindandan başka bir şey değildir. Anne, azim ve beceri ve ana sevgisiyle, oğluna özel bir hayat yaratmıştır ama, Jack'in soruları çoğaldıkça, onun çaresizliği de artmaktadır. Yine de, asıl sorunlar Büyük Firar'dan sonra Dışarısı'nda beklemektedir onları… Jack'in yaratıcı, komik ve iç yakıcı sesiyle anlatılan Oda, sevgileri imkânsızdan sağ çıkmalarını sağlayan bir ana-oğulun güçlü hikâyesi.
www.dr.com.tr 'den alıntıdır.


Boşluklarda  önceden okuduğum kitapların tanıtımına davam ediyorum.
Oda, yüzüme tokat gibi çarpan kitaplardan.Çok etkilendiğimi hatırlıyorum.Sarsıcı..güçlü bir hikaye.

Şemspare için çekiliş-Paris in me

bir güzel kitap için de çekiliş haberim var , burada
Pari in me'den..